Zaten yol boyunca, Yasa-vul Ağası'nın beni neden kumaşların, ipek oyaların ve atlasların olduğu sandığa koymadığına; en azından terki, kamçılar, koşum takımları, mestler, çizmeler, çarıklar ve peştemallerin olduğu yükler arasına lâyık görmediğine söylendim durdum içimden. Bu coğrafyalarda onca kervanlar saf kehribar ve kırmızı mercan kakmalı abanos, servi ve hatta ni sindiyandan, kadife astarlı musanna sandıklarda gazeller, kasideler, mesneviler taşımışlarken, o şiirlerden hiçbirisi benim gibi dört köşe ağaç sandığa mahpus bir köle muamelesi görmemiştir herhalde.
Herkesin keyfi yerinde görünüyordu. Fakat hiçbir zaman
herkesin aynı anda keyfi yerinde olamayacağından, herkes tanımının
içinde yer alan birileri keyfi yerindeymiş gibi davranırlar.