Zor, insanı terleten bir yoldur; imkânsız ise yolun bittiğini sandığın uçurum.
Ama ben bilirim: Zor, adım ister… imkânsız ise inanç.
Zor yorulur, imkânsız diriltir.
Zor denersin, imkânsızda kendini ortaya koyarsın.
O yüzden başkasına “zor” der geçerim, kendime gelince “imkânsız”ı seçerim; çünkü ben kolay olanla değil, dönüşen tarafımla ilgilenirim.
"Seven sevdiğinin hükmü altındadır..."
Çünkü insan, en çok neyi seviyorsa ona teslim olur.
Çünkü sevgi; bir yön belirler, bir istikamet çizer, bir karakter inşa eder.
Sen fark etmesen bile... sevdiğin şey senin hayatını yazmaktadır.
Ve işin en derin tarafı şudur;
İnsan kendini yönettiğini zanneder... ama aslında kalbine kim hükmediyorsa, onu o yönetir.
Sevdiğin şey senin bakışını belirler, değerlerini şekillendirir, kararlarını yönlendirir. O yüzden mesele sadece “sevmek” değildir, kimi sevdiğindir.
Dertsiz, belasız bir hayat olsaydı,
Allah onu önce Resul’üne verirdi.
Unutma; Allah, en ağır imtihanları en çok sevdiği kullarına verir.
Burası imtihan yurdu.
’Sabret’