İnsan modern dünyada yavru kuş kadar savunmasızdır. Yer yüzünün hükümdarı olduğunu zanneden insan, özünde hayatla olan bağlantısını kopararak, çağın önüne geçmeye çalışıyor. Bu mücadele uğruna zamanından, yeteneklerinden, duygularından feragat ediyor. Değişen dünyada sabit kalabileceği düşüncesinden hareketle tek düze akışa kendisini teslim ediyor. İnsan fiziki özelliklerinden dolayı bir doğa ürünüdür. Yaşam biçimini kendi bilinç, duygu ve alışkanlıkları ile şekillendirebilmesini kendi iradesinden dolayı olduğunu düşündüğü için bütün hayatını antropomorfis düzen üzerinde sabit olduğunu düşünür. Fakat insanın unuttuğu bir gerçek var? Doğa. Doğa hareket ve sükunetin ilkesidir. Devri daim eden sistemde kendisinin idame edecek bir sistem mevcut. İçerdiği tüm parçalar, bir biriyle kendine has nizam ile hareket eder. İnsan bağrından koptuğu doğaya uzaklaştıkça kendi özünden de uzaklaşmış oluyor. Zeka ve pratiklik onu başka canlılardan pozitif anlamda farklılaştırmasına rağmen, aynı zamanda bu nitelik onu parçası olduğu bütüne uzak durmasına neden oluyor. Kuşların felsefesi kitabı özünden uzaklaşan insana kuşlar aracılığıyla doğa ile vahdetini ve aynı zamanda akılla kazanılan olan iradi nitelikleri kuşların doğasıdan gelen özellikleri ile harmanlayarak okuyucunun hizmetine sunuyor. Kuşbilimci yazar Phillipe J. Dubois ve filozof Elise Rousseau ortak çalışması olan bu kitap insanı doğa üzerinde düşünmeye sevk ediyor.
Bir kaç örnek üzerinden açıklayalım.
Yön bulma sanatı: Her bir kuş türünün doğası gereği özelliklerini anlatarak aynı niteliklerin insanda zaten kabiliyet olarak mevcut olduğunu fakat zamanla teknolojik gelişimlerden dolayı bunları kullanmaktan mahrum kalmasına dikkat çekmesi örneklerden biridir. Kitapta geçen bir ifade de deniz çulluğu ve guguk kuşunun peşlerine