“Kur'an-ı Kerim, Allah'a inanmayı, O'nun iradesine itaat etmeyi, iyilik ve hayırhahlığı, içkiden kaçınmayı, toleransı, din uğrunda ölenlere hususi bir hürmet beslemeyi emreder. Kur'an'ın emirleri yalnız dinî ve ahlâki vazifelere münhasır değildir... Kur'an-ı Kerim, en sarih surette ebedi olan, doğmayan, doğurmayan, bir şerik ve nazîri olmayan, her şeyi yaratan, Rahman ve Rahîm olan, kendisine bağlananları himaye eden, fenalık edip pişman olanları affeden, kıyamet gününün sahibi olan, herkesi ameline göre muhakeme eden ve emrine uyanları taltif eden, imdat eden ve ebediyet bahşeden, kötülere ceza veren Allah'ın varlığını öğretir.
KUR'AN, fısk ve fücuru, her türlü ifratı, riyayı, hisseti (hasisliği), tekebbürü (gurur ve kibirli), bühtan ve iftirayı, hasedi, dünya iptilâları uğrunda hasirane koşmayı yasaklar. Sadakayı, ebeveyni sevmeyi, Allah'a şükretmeyi, ahde vefayı, sıdk-ı ihlâsı, yetimlere şefkati, fark gözetmeksizin adaleti, iffeti, hayâyı, sabrı, tahammülü; hayırhahlığı, kölelerin azat edilmesini, fenalığa karşı iyiliği, fazileti, affı, mükäfat beklemeksizin ve münhasıran Allah rızası için yapılmasını emreder. Bu itibarla Kur'an yalnız bir mecelle-i diniye (dinî kanun) değil, bir kanun-u medeni (medenî kanun)dur.”
John Davenport