“doğrusu kephalos, yaşını başını almış adamlarla sohbet etmeyi severim, dedim; neden dersen, bizim de belki geçeceğimiz yoldan çoktan geçmiş onlar. onlardan öğrenebiliriz bu yolun nasıl olduğunu: inişli çıkışlı mı, düzayak ve rahat mı? şairlerin “son durak” dedikleri bir çağ vardır, sen oraya varmışsın. ne düşünüyorsun bu çağ üzerine, bilmek isterdim. ömrün sıkıntılı, güç bir dönemi mi bu? ne dersin?
aynı zamanda mustafa kemal Atatürk’ün müfredat için öneri listesinde olan bir kitap, sevgili çağlar’ın bu güzel yorumuna ek olarak bu detayı da vermek istedim. (:
Kitabı en kısaca özetlemek gerekirse, sanırım ben buna "Küllerinden doğmak" diyebilirdim. Kültüre ve eğitime verilen değerin bir medeniyeti ne denli yükseltebileceğinin kanıtı niteliğinde adeta. Çok çalışmanın, inanmanın ve başarmanın hikayesi adeta. Okurken etkilenmemek ve ülkemizin günümüzdeki durumunu anımsadıkça içten içe üzülmemek ne yazık ki pek mümkün değil. Sevgili Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün neden bu kitabı müfredata koymayı istediğini öyle iyi anlıyorum ki şimdi. Eğer her Türk genci bu kitabı belli bir bilinçle okusa ve bu bütün bunları benimseyebilseydi ülkemizin şu anki pozisyonu çok ama çok farklı olurdu. Ne muazzam bir cumhuriyete sahip ülkemizin nihayi gidişatı bu şekilde olmazdı... Ve günümüze ithafen incelememi şu söz ile bitirmek istiyorum..
"Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir."
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların ''Tecrübe'' dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana ''Tecrübeli'' denir.
Sigmund Freud