Dil olarak akıcı, kurgu olarak roman içinde roman olması ve kahramanların ayrı ayrı hikayelerini yazmaları açısından farklı bir deneme/deneyim olsa da son tahlilde beğenemedim kitabı. E’nin aslında hiç de tembel olmaması ve birdenbire gelen ilahi denebilecek yeteneği , L’nin aslında öyleymiş olması, İki karakterin hatta üç karakterin de meğerse Y olması, Y’lerden ikisinin ne işe yaradığının belli olmaması ve kafa karıştırmak için romanda bulunması gibi hususlar polisiye kitapların kaderidir belki. Belki de ben çözememişimdir katmanları ve aradaki olayları. Evlenelim o zaman. Peki :)
18. Yüzyılda yaklaşık bir yıl elçi olarak bulunduğu süreçte daha ziyade sosyal hayata ve şehirlerin binaların mimari özelliklerine yönelik bilgilerin yer aldığı seyahatname hızla okunuyor. Karantina süreci, çocuk kral, kilim, ayna atölyeleri, binaların, sarayların, bahçelerin özellikleri, teknik gelişmeler, kadınların toplum hayatına katılımı, Osmanlılar’ın nasıl yeyip nasıl içtiklerini iftarı ve namazı merak eden halkın onları izlemek istemeleri ilgi çekici ayrıntılar. O dönemin Türkçesinin bugün bile çoğunlukla hala anlaşılır olması da bir başka dikkat çeken husus.