kasap (cellat), cavlağı çekmek (ölmek), mezbaha (infazın yapıldığı alan). Sanki her biri, birer yengeç, birer örümcekti. Bu dili duymak, insanda, önünde pis ve tozlu bir şey, bir paçavra yığını silkelenmiş duygusu uyanıyordu.
Peki, neden olmasın? “İnsanlar,” hangi kitapta okudum bunu bilemiyorum, ama yalnızca iyi şeylerden söz eden bir kitapta, “bütün insanlar günü belirsiz bir ölüme mahkûmdurlar,” diye bir cümle okumuştum. Peki, o halde, benim için değişen ne vardı ki?
"Alacaklarını ödemedi mi?"
"Ödemediği gibi, beni o meşe ağacına tekrar bağlayarak öyle bir dövdü ki o günden beri hala yaralarım iyileşmedi. Yaralarımı iyileştirmek için hastaneden çıkamadım. Adam beni döverken sizinle alay ediyordu; şövalye gelsin de kurtarsın seni diye. İşte yaptığınız buydu. Belki işimize karışmasaydınız bunlar olmayacaktı. O dayakları hayatım boyunca unutmayacağım heralde."