Bu kitapta emilynin yavaş yavaş büyümesine tanık oluyoruz.Giderek olgunlaşmasını ve yaşadıklarından ders çıkarmasını izlemek benim için büyük bir zevkti.Hatta ilk kitaptan daha çok sevdiğimi bile söyleyebilirim.Çok akıcıydı ve karakterlerin çoğunu sevdim.
Kitap konu itibariyle ilk görüşte dikkatimi çekmişti.Bilimin çok ilerlediği bir dünyada lezbiyen bir çiftin biyolojik çocuklarına kavuşabilmek için verdikleri savaşı ve aileden birinin ihaneti sonucu kimliklerinin ifşa olmasıyla birlikte bu süreçte maruz kaldıkları hem toplumsal hem de çevresel baskıları anlatıyor.O baskıyı ve homofobiyi iliklerime kadar hissettim yazar başarılı bir iş ortaya çıkarmış.Karakterlerle empati yapmam zor olmadı.İnsani duygular ve ilişkiler iyi anlatılmış.
Türkiyede böyle bir kitabın basılmış olması beni inanılmaz mutlu ediyor.Eşcinsel ilişkilerin sapkınlık olarak görüldüğü ve özellikle lezbiyenliğin tamamen göz ardı edildiği bir toplumda kadınların aşklarından oluşan bir hikaye kitabı yayınlamak büyük cesaret istiyor ne yazık ki.Aralarında erkeklerin gözünden yazıldığını bariz hissettiklerim olsa da genel anlamda beğendim 1-2 tanesi oldukça başarılıydı.Sırf konusundan dolayı bile tebriği hak ettiğini düşünüyorum.
Kitap beklediğimden çok daha inceydi.Nitekim resimli olacağını da tahmin etmiyordum.Buna karşın çizimlere bayıldım ve hikayeye renk kattıklarını düşünüyorum.Yazarın dili her zamanki gibi sadeydi.
Kitap gerçek bir hikayeye dayanıyor.Yazar o dönemin şartlarını ve doktorların yanlış teşhisi yüzünden "gerizekalı" olarak yaftalanıp bir kenara atılmış çocuğun yaşadıklarını oldukça başarılı yansıtmış.Dil ve anlatım basit düzeyde tutulup konuya yoğunlaşılmış.Herkesin kolayca okuyabileceği etkileyici bir eser, hayat.