Eğer beklentilerim bu kadar yüksek olmasaydı, belki de seveceğim bir kitap olabilirdi bu kitap. Aslında asla okunmaması gerekenler listesine koyamam, ama eğer ki bir bilimkurgu gözüyle bakıp, 1984 tarzı bir anlatım beklerseniz, sizi hayal kırıklığına uğratır.
Özellikle kitabın kapağında yazan "distopik bir dünya tasrivi" ifadesinden yola çıkarak sağlam bir bilimkurgu okuyacağım beklentisine girmiştim fakat kitabın sadece tek bir olayı bilimkurguya yakın kabul edilebilir, o da yumurtadan-yumurtaya döllenme bilimsel gelişmesinin ilk sayfalarda verilen açıklaması. Onun dışında kitap boyunca okuyacağınız, bu bilimsel deneye katılmış lezbiyen bir çiftin yaşantısından ibaret. Yani ortadaki hamilelik durumunun, biyolojik olarak da gerçekten iki anneli bir bebekle sonlanacağı durumunu göz ardı edersek, sadece bir çiftin başına gelenleri okuyor gibiyiz.
Başlarına gelenlerden kastım tabii ki de sadece ilişki dramları, hüzünleri, yaşadıkları çatışmalar ve mutluluklar değil elbette. Ki bunlara da oldukça fazla sayfa ayırılmış, fakat geneli, bu hamilelik sürecine basının ve ailelerinin verdikleri tepki, bu tepkinin çiftlerimize yansıması ve doktorlarıyla olan konuşmaları.
Mantık hatalarıyla dolu bir kitap değil. Çok nadir tutarsızlıklarla karşılaşıyorsunuz. Fakat okurken sanki bir ana konu değil de, ek makale okuyor gibi hissettim hep. Bir diziyi izledikten sonra izlenen spin-off uyarlamaları gibi. Bunun da tamamen benim beklentimin daha bilimkurgu tarzı bir kitap olması nedeniyle olduğunu düşünüyorum. İşin arka fonunu hep merak etmekten kendimi alıkoyamadım.
Yine de zaman kaybı, evet diyemem. İlla okuyun, çok şey kaçırırsınız da diyemem. Ama bir okuma tembelliği döneminde, akıcı bir üslubu olduğu için ve sizi yormayacağı için okuyabilirsiniz.
Keyifli okumalar