bb

Bir kişiyle karşılaşınca o kişiyi tanıyıp tanımadığı hipokampus yoluyla hatırlanırken, o kişiden hoşlanıp hoşlanmadığı amigdala tarafından gerçekleştirilir.
Reklam
Amigdala, insanların duygusal olarak hissettikleri tüm hislerin oluşmasını sağlayan beyin kitlesidir. Amigdala bir insanın tüm anılarını ve tüm yaşantısını depolama görevi üstlenir. Herhangi bir insanın bir başka insanın içinde bulunduğu duyguları hissedilmesini sağlayan aslında amigdalanın ta kendisidir. Korku, mutluluk ve aşk gibi. Bir insanın hissettiği korkuyu aynı anda sizin de hissetmenize neden olur. Duygusal olaylara karşı verilecek tepkiler burada belirlenir. Korkunç olayların hafızada depolanmasını sağlayarak tekrar yaşanması durumunda hatırlatıcı olarak karşımıza çıkar. Amigdala hasarlı olursa, insanlar korkunç olaylara bile tepki veremez. Hem davranışsal hem de duygusal problem ortaya çıkar. Sürekli çevreyi gözetler. Etrafta tehlikeli veya faydalı olabilecek olan şeyleri belirler. Bu duyguları kullanıp bizi tehlikelerden uzak tutmaya ve faydalı olabilecek şeylere yaklaştırmaya çabalar. Negatif uyaranlara daha duyarlıdır. Stres ve heyecan tepkisinin verilebilmesini sağlar. Heyecan bozukluklarının perde arkasında sıklıkla rastlanan bir yapıdır. dergipark.org.tr/en/download/art...
David Hume, duygunun motivasyonumuza esas olduğunu, çünkü o olmadan ‘dünyanın yıkımı ile bir parmağın çıtlatılmasının önemi arasında bir ayrım yapamayacağımız’ iddiasını ileri sürer. Hume’un bu düşüncesi beyin çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Duygu hafızası olan Amigdala bazı hastalarda alınınca, mantıklı karar vermekten yoksun kalmışlardır. (Sarı, 2018)
Bir gün anılarını veya geçmişini sormayı bir yana bırakıp: "Nasılsın?" diye sordum. "Nasıl mıyım?" diye tekrarladı ve kafasını kaşıdı. "Hasta olduğumu söyleyemem. Ama iyi de hissetiğimi söyleyemem. Aslında bir şey hissettiğimi söyleyemem!" "Acı çekiyor musun?" "Çektiğimi söyleyemem." "Hayattan zevk alıyor musun?" "Aldığımı söyleyemem." Bu insanı, gizli, bilinmeyen, dayanılamayan bir boşluğa itiyor olmaktan korkarak duraksadım. "Hayattan zevk almıyorsun." diye tekrarladım ve biraz çekinerek "O zaman hayatı nasıl hissediyorsun?" "Hiçbir şey hissettiğimi söyleyemem!" "Ama yaşadığını hissediyorsun değil mi?" "Yaşadığımı hissetmek mi? Hayır. Uzun zamandan beridir böyle hissetmiyorum." Yüzünden sonsuz bir hüzün ve çaresiz bir kabulleniş okunuyordu Bir gün anılarını veya geçmişini sormayı bir yana bırakıp: "Nasılsın?" diye sordum. "Nasıl mıyım?" diye tekrarladı ve kafasını kaşıdı. "Hasta olduğumu söyleyemem. Ama iyi de hissetiğimi söyleyemem. Aslında bir şey hissettiğimi söyleyemem!" "Acı çekiyor musun?" "Çektiğimi söyleyemem." "Hayattan zevk alıyor musun?" "Aldığımı söyleyemem."

bb

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
5 günde okudu
·
2022 1. kitabı
İlhan Berk
7.5/10 · 2.688 okunma
Reklam