...
sevdiği adamla uyuyan kadının rüyaları büyük bir
dünyada haylazlıklarla dolu caddelerdir
kadınlar, erkekler, çocuklar hep aynı minval üzere
hayal ederler
hasılı hepsinin rüyalarının yaşamaya ait olduğu
meydanda
geniş ovalarda koyan trenlerde seyahat edenler
yataklarını düşünürler, uyuyamazlar
kapanık bir gök önünde açık caddelere kar:şı
soyunanların aşkları bende saklıdır
herkese ait bütün aşklar yataklarda yaşanır
ben dünyanın bütün yataklarına izinsiz giriyorum
bir ışık yağmuru altında uyuyanların itiraflar.
mahmurluklarla dolu gözleri bende büyür
sen en güzel uykularını yatağının dışında uyursun
dünya yıldızlarıyla sencileyin bir keyf içredir
evlerini kalkan gemiler, trenler için terk edenlerin
sıkıntıları bence malumdur
bu camlı sahil kahvesinden gemilere bakan büyük
firârlar peşinde
hergün istasyonlarda görülen bu seyyah kadın
dunyayı tek başına sever
bu sabahla sokaklara düşen yataklardan kaçmış
dünyada yataklarda çok uykusuz vardır
öte yanda, yani başımızın üstünde muteber bir
yıldız âlemi durur
dünya sayısız trenlerin, limanlara giren ve çıkan gemilerin davetindedir
"...Sizden bana bir şey öğretmenizi değil, beni iyileştirmenizi istiyorum."
...
"Beni ümitsizliğimden kurtarmanızı istiyorum."
...
"Zihnime sahip olamıyorum; yabancı ve sefil düşünceler saldırıp zihnimi işgal ediyor. Sonuç olarak kendimi küçük görüyor , dürüstlüğümfrn kuşku duyuyorum. Karım ve çocuklarımla ilgileniyorum ama onları sevmiyorum! Aslına bakılırsa, onların beni hapsetmelerine hınçlanıyorum. Cesaretim de yok: Yaşamımı değiştirmeye ya da bu şekilde sürdürmeye yetecek cesarete sahip değilim. Yaşama nedenimi artık bilemiyorum, bir amacım kalmadı. Yaşlanmakta olduğumu aklıma taktım. Her gün ölüme biraz daha yaklaşsam da ondan giderek daha çok korkuyorum. Böyle de olsa , bazen intihar etmeyi de aklımdan geçiriyorum."
"önceki gün bana Avrupa'da nihilizmin hortladığına inandığınızı söylemiştiniz. Darwin'den sonra Tanrının modasının geçtiğini , bir zamanlar kendimizin yarattığı Tanrıyı yine hepimizin birlikte öldürdüğümüzü anlatmıştınız. Bir de dinsel mitlerimiz olmadan nasıl yaşayacağımızı artık bilmediğimiz söylemiştiniz..."
"Ben ümitsizliği tedavi edemem Doktor Breuer. Onu incelerim. Ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursunuz, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız."