bb

... sevdiği adamla uyuyan kadının rüyaları büyük bir dünyada haylazlıklarla dolu caddelerdir kadınlar, erkekler, çocuklar hep aynı minval üzere hayal ederler hasılı hepsinin rüyalarının yaşamaya ait olduğu meydanda geniş ovalarda koyan trenlerde seyahat edenler yataklarını düşünürler, uyuyamazlar kapanık bir gök önünde açık caddelere kar:şı soyunanların aşkları bende saklıdır herkese ait bütün aşklar yataklarda yaşanır ben dünyanın bütün yataklarına izinsiz giriyorum bir ışık yağmuru altında uyuyanların itiraflar. mahmurluklarla dolu gözleri bende büyür sen en güzel uykularını yatağının dışında uyursun dünya yıldızlarıyla sencileyin bir keyf içredir evlerini kalkan gemiler, trenler için terk edenlerin sıkıntıları bence malumdur bu camlı sahil kahvesinden gemilere bakan büyük firârlar peşinde hergün istasyonlarda görülen bu seyyah kadın dunyayı tek başına sever bu sabahla sokaklara düşen yataklardan kaçmış dünyada yataklarda çok uykusuz vardır öte yanda, yani başımızın üstünde muteber bir yıldız âlemi durur dünya sayısız trenlerin, limanlara giren ve çıkan gemilerin davetindedir
Reklam
Nietzsche haklı olabilirdi ! Hitabeti ve yazısı çok güçlüydü, fikirleriyle son derece zekiceydi, hatta yanlış fikirleri bile.
"...Sizden bana bir şey öğretmenizi değil, beni iyileştirmenizi istiyorum." ... "Beni ümitsizliğimden kurtarmanızı istiyorum." ... "Zihnime sahip olamıyorum; yabancı ve sefil düşünceler saldırıp zihnimi işgal ediyor. Sonuç olarak kendimi küçük görüyor , dürüstlüğümfrn kuşku duyuyorum. Karım ve çocuklarımla ilgileniyorum ama onları sevmiyorum! Aslına bakılırsa, onların beni hapsetmelerine hınçlanıyorum. Cesaretim de yok: Yaşamımı değiştirmeye ya da bu şekilde sürdürmeye yetecek cesarete sahip değilim. Yaşama nedenimi artık bilemiyorum, bir amacım kalmadı. Yaşlanmakta olduğumu aklıma taktım. Her gün ölüme biraz daha yaklaşsam da ondan giderek daha çok korkuyorum. Böyle de olsa , bazen intihar etmeyi de aklımdan geçiriyorum."
Sayfa 199·Kitabı okudu
"önceki gün bana Avrupa'da nihilizmin hortladığına inandığınızı söylemiştiniz. Darwin'den sonra Tanrının modasının geçtiğini , bir zamanlar kendimizin yarattığı Tanrıyı yine hepimizin birlikte öldürdüğümüzü anlatmıştınız. Bir de dinsel mitlerimiz olmadan nasıl yaşayacağımızı artık bilmediğimiz söylemiştiniz..."
Sayfa 201·Kitabı okudu
"Ben ümitsizliği tedavi edemem Doktor Breuer. Onu incelerim. Ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursunuz, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız."
Reklam