Seni seviyorum. Seni öyle özledim, seni öyle çok seviyorum ki bu iki fiilden başka ne yazsam boş ve saçma ve lüzumsuz geliyor bana. Beni kırk bir yaşımda böyle aşık ve genç bir yürekle her an yeniden yarattığın için sana minettarım.
^# Güncelleme
Ertelenen bu kitap nihayetine erdirildi, sonuç düşündürücü.
Yazarımız, ana karakteri almış; tanrılarından birinin adını vermiş ki söz konusu karakterin berduş kişilik özelliğini düşününce bu durum yazarın dine bakış açını da ortaya koyuyor .Saygı duyarım, kişisel tercihtir tıpkı cinsel tercihinde olduğu gibi. Ancak sayın yazarımız durmuş durmuş kitabın son çeyreğinde oklarını müslüman karakterlerimizin üzerine adeta yağdırmış. Din kavramını da bir kenara bırakayım, edebî açıdan kitabı değerlendireyim dediğim noktada bu kitap bana ne anlattı : Hindistan sokak yemekleri çok renklidir, hint insanı birbirleriyle dahi geçinemeyecek kadar sınıfçı ve çıkarcıdır, müslümanlar bir gecede çok tanrılı bir dine geçebilecek kadar dengesizdir.
Sonuç olarak neresinden tutsam elimde kaldı bu kitap, nâçizane!
* * * * * * *
Bazı kitaplarım var, gerçek manada yarım bıraktığım; hatırladıkça bu kitaba tekrar dönüş yapmam, hiç benlik değilmiş, v.s...dedirten ancak bu kitap onlardan biri değil. Her zamanki gibi beğeni puanına aldırış etmeden bir merakla başladım okumaya, internette satışı yok bu arada nedendir bilmem bu sebeple pdf formatında edindim. Güzel başlamıştı kitap, hayatımızdaki birçok yeniler gibi.Sonrasında karıştı olaylar, anlam sırasını yitirdi her şey ve soluklaştı.
Hindistan'da bir apartman; katlar arasındaki sınıfsal farklılıkları ve keskin köşeli hiyerarşiyi net bir şekilde hissediyorsunuz. Anlatımlarda adı geçen sokak yiyeceklerini webde görsellerken keyifleniyorsunuz ;farklı bir kültürün bazen can çektiren bazen de yadırganan tatlarını öğreniyorsunuz. Sonra bir ara, kahramanımızın aşkını anlattığı -abartmıyorum +18 sınırlarında adeta- bir bölümle şaşırtıyor sizi yazar. Daha fazla ipucu (spoiler değil)
Gözler. Surdas'ın gözleri.
Görmeyi sağlayan iki çeşme.
Surdas kararını vermişti: Evet, cezayı gözler çekecek.
Gözler, dünyaya ve ruha açılan pencereler.
Günahı, işte bu gözlerle işlemişti.
İşlediğimiz günahlar. Aynı şey değil ama ağırlık, günahların
ağırlığı.
Surdas gözlerine baktı. Aynadaki gözlerine.
Günah ve günahın sıralanma biçimi , tıpkı kökler,
ağacın gövdesi, dalları ve sürgünleri gibi; bir günah şebekesi.
Bu gözlerle günah işledim, dedi, dolayısıyla bu gözler
yoluyla arınacağım.
Bestseller kitaplar,bende nedendir bilmem güven hissi uyandırmaz.Ancak bu yazar,tüm kitaplarını anı türünde yazdığından mıdır bilmem okuma ihtiyacı duydum ve sonuç hüsran oldu demedim,diyemedim. Çünkü kitapta ticari bir yazım hissetmedim, bazı satırlar öylesine durağan ve boğucu detaylar barındırıyordu ki yazarın sadece ve sadece kendini anlatmak için yazdığı aşikârdı. Şaşırtan detaylar,sürprizli ve süslü anlatımlar yok,yazar ne yaşadıysa onu vermiş bize.Başka okuyucularda da oldu mu bilemiyorum ama bende biraz Bukowski benzerliği uyandırdı,yazım anlamında değil tabii ki tarz olarak,bu nedenle de sempatik gelmiş olabilir.Serinin ikinci kitabını alacak mıyım? evet.
KavgamKarl Ove Knausgaard · Monokl Yayınları · 2025603 okunma