Karin Tidebeck'i bir arkadaşımın önerisi ile tanıdım diyebilirim. Öncelikle Zeplin'i, ardından da Amatka'yı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kendisi yeni akım Weird türünü taçlandıran bir yazar.
Benim için Zeplin'in yeri bir başkaydı. Tüm derleme içerisinde yer alan öykülere dönüp baktığımda özellikle "okuduğum en iyi öyküler" arasında zirvelere yerleştirebileceğim en az dört öyküyü rahatlıkla işaret edebilirim.
Bu vesileyle, çok geçmeden başladığım Amatka ise neredeyse Zeplin'deki o hikâyelere yakın bir kalitede diyebilirim. Bir roman ile öyküleri kıyaslamak ne kadar doğru olmasa da okura hissettirdikleri babında ve bahsi geçen eserlerin tamamının aynı yazarın kaleminden çıkmış olması vesilesiyle bunu yapma ihtiyacı duydum.
Amatka, ana hikâyesi ve üzerine kurulduğu fikir ile çok çok iyi olan bir roman diyebilirim. Kötü olmasa da kitabın geri kalanına kıyasla hızlı ve imgesel bittiğini düşündüğüm finali ortalamanın biraz üstünde kalarak ağzımızda hafif "tuzlu" bir tat bıraktı. Yine de bu türde romanlarda (tuhaf kurgu) her şeyin net verilmeyeceği, okurun zihnine ve türlü arka mantık düzlemlerine bırakıldığı, hatta sürreal ve imgesel mantıkların ancak ve ancak okur tarafından düşünerek ve kurgulanarak oturtulabildiği anlatımlara alışık olmak gerekiyor. Gönlümden geçen final daha maddeseldi diyebilirim ama bu kesinlikle Karin Tidbeck'in eserini itinayla yerleştirdiği Tuhaf Kurgu türünden eseri çıkartacak bir final olacaktır. Bu açıdan düşününce de Karin Tidbeck'in ne kadar da yolunu iyi çizen, yaptığı işe hakim bir yazar olduğunu görmüş oluyoruz.
Mevcut finali ile baş karakterinin çok çok az etkinlik gösterdiği gerçeği de var. Bize distopik bir yerleşkedeki sıra dışı olayların nihayetinde bulacağı durumu anlatan ve onu sadece bir parçacık hızlandıran