Çiğdem

Geçim kaygısı barındırmayan tam zamanlı bir yazar olmak uğruna her gün yedi saat boyunca yazdığını söyleyen bir yazar, kitap söyleşisi bittikten sonra ona, şöyle demişti: "Sadece denedim. Yeteneğim olup olmadığı konusunda endişelenmek yerine kendimi yazmaya adadım. Bir kereliğine de olsa böyle yaşamak istemiştim çünkü."
Sayfa 40
Alıntı
Reklam
Elbette, Adolf'un benim hakkımdaki iddialarının sınırsız olduğunu ve tüm boş zamanımı aldığını kabul etmeliyim. Kendisi düzenli bir zaman çizelgesine uymak zorunda olmadığından, onun emrine amade olmak zorundaydım. Benden her şeyi talep ediyordu, ama aynı zamanda benim için her şeyi yapmaya da hazırdı. Aslında başka bir alternatifim yoktu. Onunla olan arkadaşlığım bana kendimi geliştirmek için zaman bırakmıyordu.
Edebiyat
Nereden nereye...
Genel görünüm derin bir yoksulluğu yansıtıyor. Doğu Almanya ve Macaristan'dakinden daha etkileyici bir yoksulluk. Ama Polonyalıların lehine olan bir olgu var: Sürüp giden yokluklara maruz kalmış, savaş yüzünden paramparça olmuş, şehri yeniden inşa etmenin getirdiği zorluklardan ve yöneticilerinin işledikleri hatalardan perişan olmuş bu insanlar, belli bir asalet içinde hayatta kalmaya çalışıyorlar.
Sayfa 67
Alıntı
Ya hiç dönmezsem? Sonuçta bunu istiyordum. Burada olmayı, yalnız başıma yabancı bir kentte oturmayı. Bağlantı yok, kimse yok, yalnızca ben, dilediğimi yapmakta özgürdüm.
Sayfa 154
Bu hayat tarzı yorucu değildi, güç kullanmayı gerektiren hiçbir şey yoktu, ama içinde birazcık dahi ilham barındırmadığından beni patlak bir lastik gibi söndürüyordu.
Sayfa 93
Reklam