“İstemek,” dedi ölçülü bir sesle, “ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var.”
Zaman geçiyor, ben de yavaş yavaş alışıyordum. Artık yeni hayatımın her günkü olayları beni eskisi kadar şaşkınlığa düşürmüyordu. Olaylara, koşullara, çevremdeki insanlara alışıvermiştim. Bu hayata katlanmak belki mümkün değildi ama bunu bir oldubitti sayıp boyun eğmek gerekti.