Omuzumda, ekmeğin buğusu ve ahu gözlerinin ağırlığı öylece dururken benim dört melekten Azrail'i seçmemin ve revolverin dumanı henüz üzerinde tüterken çürüyen ellerimi gövdene katmamın hiçbir önemi yok. Göğsünün çiçeklerini saklama benden. Sen benim, Allah’a doğrulttuğum gülsün.. Ali Bayam
MEVLÂNÂ’DA AKIL-AŞK İLİŞKİSİ Tasavvufî düşüncede şüphesiz en çok tartışılan konulardan biri de akıl ve aşk ilişkisidir. İslam tasavvufunda aklın hakikati tecrübe etmede yetersiz kaldığı her halükarda vurgulanmaktadır. Mevlâna’da aşk her şeyden önce akla karşılık gelen bir yeti görünümündedir. İlahi aşkı en derin anlamda tecrübe eden, bu tecrübenin tecellileri karşısında aşk sarhoşluğuyla kendinden geçen Mevlânâ öteleri kavramanın ve bu alanda birtakım feyizler alabilmenin tek yolunun aşk olduğunu savunur. Onun, akıl-aşk ilişkisinde tercihini aşktan yana yaptığını görmekteyiz. O duygu ile iradeyi ön planda tutar, aşk ile fikrin, iman ile aklın terkibini savunur. Ancak buna bakılarak Mevlâna’nın aşk adına aklı inkâr eden bir sûfi olduğunu söylemek yanlış olur. Mevlâna bu noktada akıl ile aşk terkibini, bu ikisinin kucaklaşmasını önermektedir. Mevlânâ gerçek âlemde Allah’a ulaşmak için çok farklı bir yol olduğunu söylese de öncelikle aşka, ardından da bilgiye ve hakiki akla vurgu yapar. Allah’ın insanoğluna en büyük lütfu şüphesiz akıldır, fakat akla anlayışı, hoş geçimi, hoşgörüyü, sabrı, hilmi, birliği-beraberlik düşüncesini ihsan eden sevgidir, aşktır. İnsanoğlu, bezm-i ezelde, herhalde özündeki bu aşktan ötürü olacak, bütün ilâhî teklifleri teslimiyetle kabul etmiştir. O deme erişen, o makamda Allah velisi olan kişide de, insandaki candan, akıldan başka ve ayrı bir can ve akıl vardır. Akıl pervane, sevgili de mum gibidir. O, hiçbir akla sığmaz, hiçbir akılla anlaşılmaz. Akıl yüzlerce mühim işe dağılmış binlerce isteğe, mala mülke bölünmüş! Bu cüzleri aşkla bir araya toplamak gerek ki Semerkant ve Dımışk gibi hoş bir hale gelesin. Q Şu aklın yettiği şeylerden başka akıl edilecek şeyler var; onları parlak değerli aşkla bulabilirsin ancak. Allah senin şu aklından
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İktidardan önce iktidardan sonra
"Kanuni Esasi, Kur'an-ı Azimüşşandır" ifadesi, Mustafa Kemal Paşa'nın 7 Şubat 1923 tarihli Balıkesir Hutbesi'nde dile getirdiği, şer'i ve hukuki temelleri birleştiren tarihi bir sözdür. Bu ifade, devletin temel nizamının ve yasalarının Kuran'daki ilahi emirler ("nusus") olduğunu vurgulamaktadır. İkra, bismi, Rabbi) safsatası" ifadesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931 yılında Türk Tarih Kurumu Başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu’na yazdığı 21 sayfalık mektupta yer alan tarihi ve tartışmalı bir ifadedir. Bu ifade, Kur'an-ı Kerim'in Alak Suresi'nin ilk ayeti olan "İkra' bismi Rabbike..." (Yaradan Rabbinin adıyla oku) metnine atıfta bulunmaktadır.
Ordinaryus profesör, levh-i mahfuzdur; senin ise otizm spektrum bozukluğu tanın var ve disiplinler arası değilsin. Tek tip ergenler arketip menkıbeleri edinmeleriyle meşhurdur. Armut piş ağzıma düş hesabı: " paket bilgiler"
İstekle değil içtiğimiz bade velakin Derd-i ateşi zehr ile söndürmek içindir Mey neş’eye de keyfe de mahsus değildir. Erbâb-ı gamı belki tez öldürmek içindir. Hacı Hayri Bey İçiyoruz ama bakma neşeden değil Derdi kederi tez öldürmek için
Neyleyeyim dünyâyı Bana Allah'ım gerek Gerekmez mâsivâyı Bana Allah'ım gerek Ehl-i dünyâ dünyâda Ehl-i ukbâ ukbâda Her biri bir sevdâda Bana Allah'ım gerek Derdli dermânın ister Kullar sultânın ister Âşık cânânın ister Bana Allah'ım gerek Fânî devlet gerekmez Dürlü zînet gerekmez Hak'sız cennet gerekmez Bana Allah'ım gerek Mecnûn ister Leylâ'yı Vâmık isterAzrâ'yı N'idem gayrı sevdâyı Bana Allah'ım gerek Bülbül güle karşı zâr Pervâneyi yakmış nâr Her kulun bir derdi var Bana Allah'ım gerek