"İnsan gönlü, sırr-ı mübhemdir. İnsanla oynamaya gelmez. En büyük ibadet ve sevap, bir kalbi şad etmek, sevindirmektir. En büyük günah da, bir gönlü kırmak, ihtizaz etmektir."
1000Kitap
Kur’ân’ın en kuvvetli sebat çağrılarından biridir: “Yâ eyyühellezîne âmenû’sbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe.” “Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, nöbette sebat edin ve Allah’tan sakının.” (Âl-i İmrân, 200) Bu âyette sabır bir kez zikredilip geçilmiyor. Evvelâ: “İsbirû” — Sabredin. Sonra: “Sâbirû” — Sabırda birbirinizi geçmeye çalışın, direnç gösterin. Ardından: “Râbitû” — Bulunduğunuz yerde sebat edin, çözülmeyin, dağılmayın. Sanki âyet mümine şunu söylüyor: Bir imtihan geldiğinde yalnız dayanmak kâfi gelmez. Dayanış da güçlü olsun, duruş da sağlam olsun, kalp de yerinden oynamasın. Çünkü nice insan musîbete yenilmez; bekleyişe yenilir. Nice insan düşmana mağlup olmaz; kendi içindeki dağınıklığa mağlup olur. Bu yüzden âyetin sonu takvâ ile bağlanıyor. Zira sebatın da, sabrın da, metanetin de kaynağı Allah’a bağlı bir kalptir. Rabbim, darlıkta sabrı, bekleyişte metaneti, imtihan vakti geldiğinde de ayaklarımızı sabit kılmayı nasîb eylesin. Âmin.
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İstekle midir içtiğimiz bade efendim? Dehr ateşini zehr ile söndürmek içindir Mey, neşeye de zevke de mahsus değildir Erbâb-ı gamı belki tez öldürmek içindir -Hayri
Öteki bizi/ben'i zenginleştirir. Fakat "ötekinin" muhalif ve zıt tutumları zihnimizdeki bilgileri tahrik etmesi açısından önemlidir. Öteki sadece zenginleştirmez aynı zamanda tazeler ve diri tutar. Muhayyel (hayali) ötekiler inşa etmek ya bir meşruiyet alanı oluşturmaktır yada kendimizi zorla buna inandırmaya çalışmaktır. İnsan varlığın evrensel diline yakınlaştıkça ben ve öteki arasındaki sınırlar ortadan kalkar. İşte Yunus Emre'nin yaratılanları yaratandan dolayı sevmesi irfani olduğu kadar da evrenseldir.
1000Kitap
اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاؕ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراًۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلٖيمٌ ﴿158﴾ 158. Şüphe yok ki Safâ ile Merve Allah Teâlâ’nın şeairinden (merasim-i diniyesinden)’dir. Artık her kim hac veya umre niyetiyle Beytullah’ı ziyaret ederse tavafı bu ikisiyle beraber yapmasında kendisi için hiçbir günah yoktur. Ve her kim bir hayrı tatavvuan yaparsa şüphe yok ki Allah Teâlâ şâkirdir, alîmdir. (Bakara 2/158)
وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِؕ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۙ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌۗ اِلَّا الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنٖي وَلِاُتِمَّ نِعْمَتٖي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۙ ﴿150﴾ 150. Ve her nereden sefere çıkarsan hemen yüzünü Mescid-i Haram cihetine çevir ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz. Tâ ki nâs için sizin üzerinize bir hüccet bulunmasın. Ancak onlardan zalim olanlar müstesna. Artık onlardan korkmayınız. Ve benden korkunuz. Hem üzerinizdeki nimetimi itmam edeyim, hem de hidâyete nâiliyetinizi ümit edebilesiniz. (Bakara 2/150)