Kur’ân’ın en kuvvetli sebat çağrılarından biridir:
“Yâ eyyühellezîne âmenû’sbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe.”
“Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, nöbette sebat edin ve Allah’tan sakının.”
(Âl-i İmrân, 200)
Bu âyette sabır bir kez zikredilip geçilmiyor.
Evvelâ:
“İsbirû” — Sabredin.
Sonra:
“Sâbirû” — Sabırda birbirinizi geçmeye çalışın, direnç gösterin.
Ardından:
“Râbitû” — Bulunduğunuz yerde sebat edin, çözülmeyin, dağılmayın.
Sanki âyet mümine şunu söylüyor:
Bir imtihan geldiğinde yalnız dayanmak kâfi gelmez. Dayanış da güçlü olsun, duruş da sağlam olsun, kalp de yerinden oynamasın.
Çünkü nice insan musîbete yenilmez; bekleyişe yenilir. Nice insan düşmana mağlup olmaz; kendi içindeki dağınıklığa mağlup olur.
Bu yüzden âyetin sonu takvâ ile bağlanıyor. Zira sebatın da, sabrın da, metanetin de kaynağı Allah’a bağlı bir kalptir.
Rabbim, darlıkta sabrı, bekleyişte metaneti, imtihan vakti geldiğinde de ayaklarımızı sabit kılmayı nasîb eylesin. Âmin.