İstanbul Hatırası
Puan vermedi·632 syf.··
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:58
Ahmet Ümit'ten okuduğum bilmem kaçıncı kitap ama yine heyecanlı yine merak uyandırıcı. Kitap bir polisiye ama sadece polisiye olmakla kalmamış İstanbul'un tarihini, kültürünü, güzelliklerini ve de acılarını da anlatmış yazarımız. Kitabın ilgi çekici yanı da bu. Ahmet Ümit' i okumayı sevmemin en önemli nedenleri bunlar. Kitaplarında tarih, mitolojiyi ustalıkla kitaplarına yedirmesi. Sadece cinayet okumuyorsunuz bunlarda size okuma zevki veriyor. Olay Başkomser Nevzat, yardımcısı Komser Ali ve Krimonoloğumuz Zeynep' in İstanbul Tarihi yarımada'da işlenen cinayetleri çözmeye çalışmalarıyla başlıyor. Cinayetler İstanbul' un tarihi güzelliklerini, İstanbul'un hafızasını yok edenlerle alakalı. İstanbul çok kadim bir şehir Bizans'a, Roma'ya ve de Osmanlı Devleti'ne baskentlik yapmış ve yıllar içinde kimi zaman en şaşaalı dönemini yaşamış kimi zaman da ilgisiz kalmış. Ama her zaman o vakur duruşuyla tarihe meydan okumuş. Umarım koruyabiliriz bu güzellikleri. Kitap aynı zaman da diziye de uyarlanıyor. Çok heyecanlı umarım kitapla olaylar aynı gider, merak ettiğim mekanları görmek beni mutlu edecek. Kitabın sayfalarında tarihi bir yolculuk yapmış gibi okudum aynı şeyi dizisinden de bekliyorum. Kitabın sonu ters köşe yapıyor. Ama ben Ahmet Ümit'ten daha önce de okuduğum için dedim ki kesin ters köşe yapacak ve öyle de oldu. Bir polisiyenin beni üzeceğini hiç düşünmezdim ama bayağı bir duygulandırdı beni. Bakalım siz katili tahmin edebilecek misiniz.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:11
Kitabımız merkezine Şehnaz ' ı alarak üç kuşak boyunca kadınların, aktarılan travmalarını ,aile sırlarını ve takıntılı bir aşkın anatomisini biz güzel okuyucularına sunar. Şehnaz yani anlatıcımız ekonomi profesörü bir kadındır ve unutma yetisini kaybetmiş, hafızasının derin dehlizlerinde kaybolmuş herşeyi hatırlayarak ödül mü ceza mı ikileminde yaşamaktadır.Annesi ve anneannesi ile kuşaktan kuşağa devredilemez bir kaderin ortasında birbirlerine ayna tutarlar. Şehnaz ayrıca yasak bir ilişkinin pençesindedir. Hocası olan ve evli de olan E.ile 30 yılı aşkın saplantılı bir ilişki yaşayan Şehnaz bu adamdan kopamaz da ,ama içinde olmaktan da memnun olmadığı ,onu tükettiğini bildiği bu ilişkiyi tutkuyla sürdürür,yıkıcı yanlarıyla mücadele eder. Tüm bunların yanında bir gece annesinin uykusunda yürümesi ve Şehnaz’ın o güne dek hiç bilmediği aile sırlarını ifşa etmesiyle beraber hikaye önce düğümleniyor, annenin uyurgezerliği sürdükçe de o düğüm yavaş yavaş çözümlenir.Unutamayan bir bellek ,hayata renk verdiğini düşündüğü ama hayatını maffeden bir aşk ve arka fonda Osmanlı 'dan Cumhuriyet 'e kadar yaşanmışlıkları ,siyasi diplomasisi ile bir Türkiye . Unutmak bir kaçış mıdır, yoksa hatırlamak zihne verilmiş en büyük ceza mı? Kitap boyunca hep bu soru kafamızı kurcalar. Aile ile sırları ,psikolojik tahliller ,derin yüzleşmelerle dolu güzel bir kitap bırakıyorum buraya .Herkese iyi okumalar.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202635 okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012561 okunma
Kamelyalı Kadın İncelemesi
Puan vermedi
Toplumun onaylamadığı bir aşkın sonu ne olur? İnsan sevdiği için nelerden vazgeçebilir? Kamelyalı Kadın'ı bitirdiğinizde bu soruların yanıtlarını da bulmuş olacaksınız. Roman saçına taktığı kamelya çiçeklerinden dolayı çevresinde kamelyalı kadın olarak bilinen Marguerite Gauiter isimli bir kurtizanın hayatına giren Armand Duval ile yaşadığı değişimi anlatıyor. Armand,Marguerite'e diğer erkeklerin aksine derin ve samimi bir aşk besliyor. Marguerite ise hem yaşadığı hayattan hem de hastalığından dolayı gencin aşkına karşılık vermek istemese de zamanla aralarında oluşan sevgi onu da etkiliyor. Kendilerine herkesten uzak sakin bir hayat kuruyorlar. Ama geçmişi peşini bırakmayan Marguerite,sevdiği adamın mutsuzluğuna sebep olmamak için kendini eski mutsuz hayatına mahkum ediyor. Kitap, sade diliyle bir yandan insanın sevgiyle ne kadar değişebileceğini gösterirken bir yandan da ne kadar büyük bir sevgi olursa olsun hiçbir aşkın toplumsal baskıyla mücadele edemeyeceğini anlatıyor. Okurken zaman zaman Marguerite'e bazen de Armand'a kızacak ama en sonunda ikisi için de üzüleceksiniz. Keyifli okumalar:)
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Puan vermedi·380 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:54
Doğrudan Aykut Kocaman'ı anlatmaktan ziyade İstanbulspor'un 2003 yaz kampından 2004 devre arasına kadar yaşadığı süreç anlatılmış. Bu süreçte Aykut hocanın ortaya koyduğu mücadele ile oyuncu grubunun psikolojik ve fiziksel durumunun, yönetimin maddi imkansızlıklarının ve Cem Uzan'dan kaynaklı idari sorunların Aykut Kocaman tarafından nasıl karşılandığı ile ilgili bir kitap olmuş
Kocaman Bir AdamBarış Tut · İthaki Yayınları · 200432 okunma
Reklam
Reklam