Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "O'nu (Allah'ı) küçük görmüşler ve O'na isyan etmişlerdir. Şayet O'nu yüceltselerdi, O, onları korurdu."
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Alıntı
Sübhanallah...
“İhtilâf-ı metâli’ sebebiyle küre üzerinde ezansız zaman yoktur.” (Güneşin doğuş zamanındaki farklılıklardan dolayı, dünya üzerinde ezanın okunmadığı bir an yoktur…)
Sayfa 201·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin Allah’a herhangi bir faydası olmadığını biliyoruz. Bizim Allah’a ihtiyacımız vardır ve bizim Allah’ın muradının üzerimizde gerçekleşebilmesi için Allah’ın gösterdiği sırat-el mustakimde yürümemiz gerekir. “Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Allah’a karşı takvâ sahibi olun (kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışın)! Ona (yaklaşmak için bir hidâyetçi ile) vesile arayın.”423 Allah kendisine yakın olmamız için bir vesile arayın buyurduysa bizim de bu vesileyi arayıp bulmamız lazım. Vesile, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’dir, Kur’ân’dır ve kıyamete kadar gelecek olan peygamber vârisi Mürşid-i kâmillerdir. Bununla beraber bütün ibadetlerdir, hayırlardır; ama özellikle en baştaki vesileyi unutmayalım. Vesileye sarılıp gerekeni yapmadan hayatımızı Allah için yaşayamayız. Dediğim gibi; bunun için bir yolculuk yapmak gerekir ki bu yolculuk da tek başına yapılmaz. Peygamber vârisi bir Mürşid-i kâmille beraber olmamız ve yolu onunla beraber yürümemiz şarttır; çünkü yolu Mürşid-i kâmille yürüyünce onun yaptığı gibi yapar, dolayısıyla hayatını Allah için yaşayan kullar oluruz.
Sayfa 401·Kitabı okuyor
Bütün yetimler kardeşti zira. Öyle ki, sinelerindeki acı eşti.
Alıntı
Dur! Hazırlıksız yakalandım külahımı getireyim bir de ona anlat.
"Günlerdir asabiydi ve bir türlü odaklanamıyordu. Hayaletinin yanında olmasına alışkındı; pencerenin dışındaki kargaları besler, Kaz masasında çalışırken bıçaklarını biler, onu Suli atasözleriyle cezalandırırdı. Kaz, Inej'i istemiyordu. Sadece rutinlerini geri istiyordu."
Peki, insan bu yolu tek başına yürüyebilir mi? Tabi ki yürüyemez. Yürüyebilmesi için bir yol göstericiye ihtiyacı vardır. Bizim şahid olduğumuz odur ki insanın bütünüyle Allah için olduğuna iman ederek hayatını yaşaması ve bunun sonucunda Allah’ın ona tecelli etmesi kulun kendi çabasıyla, gayretiyle aldığı bir nimet değildir, tamamen Allah’ın ikramıdır. Kul da zaten bu hâle gelince çalışmakla onu kazanmadığını ve onun kendisine Allah tarafından saf ikram olarak geldiğini görür, anlar. Kul bir tek çaba, gayret sarf etmiş, Allah’ın kendisine verdiği sermayeyi kullanmaya çalışmış, bunu yaparken de gönlünden rabbine dönmüş, rabbini tercih etmiş ve “senin için her şeyi yaparım, sana kurban olurum ya rabbi” demiştir. Aslında bunu söylerken “beni kurban et ya rabbi! Ben sana kurban olmak istiyorum. Bana ait bir şey olmasını istemiyorum, yalnızca sana ait olmak istiyorum” yani “illa lillah, ben senin içinim ya rabbi” demiştir. Allah da bunu kabul etmiştir. Kabul edince ne olur? -Allah âyet-i kerimede “senin rabbin dilediğini yaratır ve (zatına) seçer”422 Allah dilediğini, dileyeni zatına seçer, buyurur. Allah, kulun “ben senin içinim ya rabbi” demesini kabul edince onu zatına seçer ve ona tecellisini ikram eder. Sonuç olarak kul bu nimeti çalışmakla kazanamaz, çabasına, duasına karşılık Allah’tan bir ikram olarak onu alır.