Ruh-ı revan: Akan ruhum demekmiş:)
Aşkın ölmekten de güçtür çaresi. Ölürüm sensiz a zalim bırakıp gitme beni. Hatırım şad olmuyor sensiz benim. Meyhane mi bu bezm-i tarabhane-i Cem mi? Kurban olam gözlerine ruh-ı revanim. Çıkalım eğlenelim şad olalım zevk edelim.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Geleneksel tarımın temeli olan emek birimi, hiç kuşkusuz, ev-lenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuş erkek köylünün simgelediği köylü ailesidir. Bu rejimde, köylü aile ünitesi esas itibarı ile, koca, kadın ve çocuklar ve çoğu zaman evlenmiş oğullarla torunlardan oluşur; bu "patriarchal" ve "patrilineal" bir aile tipidir. Koca, aile ekonomisinin, işletmenin son söz sahibi ve örgütleyicisidir. Ekonomik örgüte hâkimdir. Devlet, vergi mükellefi olarak onu tanır. Buradan toplumumuzda bugün bile, hiç olmazsa kır sektöründe patriarchal aile tipinin neden hâkim aile tipi olduğunu anlıyoruz. Osmanlı Devleti, kocası ölen kadının erkek evladı yoksa, elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar, ırgatla idare edebilirse, onu bîve adıyla işletmenin sahibi tanınabilir. Birçokları genel kanûnnâmede, müzevvec yani evli erkeğin, neden o kadar önemli bir yer tuttuğunu açıklayamamışlardır. Bütün Osmanlı tahrîrlerinde, yani vergi kaynaklarını belirleyen defterlerde, vergi-nüfus sayımında hâne, aileyi temsil eden kocanın adıyla tespit edilir.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Bizans ve Osmanlı imparatorluklarında vergileme, öküz sayısına göre yapılmakta idi. Salgın sonucu öküzü ölen köylü çaresiz kalır, fakr u zarurete düşer ve hükümet anlayış göstererek vergi affına giderdi.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Söz gelimi,yapılan araştırmalarda insan gözünün fizik dünyadaki ışınların ancak %2,5'i kadarını görebildiği tespit edilmiştir.
Sayfa 102·Kitabı okudu
14. yüzyılın ikinci yarısında Sidrekapsı (Makedonya), Sırbistan ve Bosna'nın maden bölgeleri, Morava ve Drina vadilerinde Osmanlı fetihlerinin başlıca hedeflerinden biri madenlerdi. Maden ihtiyacı olarak II. Murad kıymetli madenlerin İtalya'ya ihracını yasaklamıştır. Fâtih dönemi (1451-1481) Osmanlı madenciliğinin büyük gelişme dönemidir. Osmanlı maden kanûnları, Sâs kanûnları, eski Saxon kanûnlarından çeviridir. Madenler mukataʻa (iltizam) yöntemiyle işletilirdi. Rum, Sırp, Dubrovnikli ve Yahudi mültezimlerin Osmanlı döneminde de işbaşında olduklarını ve muazzam yatırımlar yaptıklarını görüyoruz. Yukarı-Sırbistan (Vilk) madenleri iltizamı 1468'de 8 milyon akça (200.000 altın) idi. Devlet, bir kısım köylü ve göçer halkı madenci statüsü ile bu madenlerde çalışma zorunluluğu altına koymuştur.
Sayfa 243 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Hak olan dört mezhebin hepsi "Ehl-i Sünnet Vel Cemaat" itikâdında olup îmânlarında, inançlarında hiç ayrılık yoktur.
Sayfa 174·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Reklam