Bedenimle aramda bir mesafe hissediyorum bu aralar. Ne kadar gayret etsem de istediğim neticeye ulaşamamak, içimde hafif bir bezginlik uyandırıyor. Yine de bunun bir devr-i daim olduğunu, zamanla değişebileceğini düşünerek kendime mülâyemet göstermeye çalıştım.
Ey Gönül bakma cihâna gün gelir seyran gider
Durma ağla gözlerim gel, bu kafesten can gider
Cümle halk ehl-i seferdir devr-i Âdem'den beri
Pençe-i mevte takılmış günde bin kervan gider
Geceler kapını çalıyor
Batıyor içine sesi adamın
Ağlamak güzel geliyor
Ansızın boşalıyor içinden sebepsiz kanın
Bir yorgun akşamdan
Bir yorgun akşama sürükleniyor hal-ı ahvalin
Gömleğin kolayca düğmeleniyor
Boyun uzuyor, çillerin yok oluyor
Halaya uyum sağlıyor, hiç oynamamış ayakların
Oğlum, sana bir aşk değiyor
Kapına gül bırakıyor biri, tanımadığın
Trafik birden açılıyor
Köprüden geçişte para almıyor gişedeki kadın
Bir o kadar yakışıyor üstüne yakışıklı siyah kazağın
Menekşe tutuyor elinde köşedeki yalnızlığın
Sarı kanaryalar senin için hep kazanıyor
Ne de güzel geliyor insana
Sırtından vurulması insanın