"Allah’ım! Kur’ân’ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur’ân ile ünsiyet ettir. Kur’ân’ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin. Allahım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin." — Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Dördüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi
Bayadır araştırmak istediğim bir konuydu.
𝙎𝙤𝙨𝙮𝙖𝙡 𝙏𝙖𝙗𝙖𝙠𝙖𝙡𝙖ş𝙢𝙖 𝙃𝙖𝙠𝙠ı𝙣𝙙𝙖 Hiyerarşik=Belli kişilerin altlık-üstlük ve yetki seviyesine göre sınıflandırılmasıdır. Sosyal sınıflar: eğitim, meslek, yaşam tarzı. ->Toplumlar bu unsurlara göre hiyerarşik olarak sınıflandırılır. NELER BELİRLER=ekonomik durum,meslek,eğitim,yaşam biçimi gibi etkenler. Her toplumda olan bazı sınıflar vardır, ÜST SINIF ->Burjuvalar işte.Bu kişiler genelde miras yoluyla bir servete sahiptirler.Aklıma direkt olarak sabancı veya koç holding sahipleri geliyo.Aynı zamanda bu kişilerin çalışmaya ihtiyacı olmayacak kadar paraları vardır ki bu yüzden bu sınıftalar. ORTA SINIF->Nitelikli işçiler ve serbest meslek sahipleri SERBEST MESLEK=Belli bir yere bağlı olmadan çalışan elemanlar. ALT SINIF->Köylüler ve ücretli sanayi işçileri(Bu kesim gerçekten baya bi dışlanıyo,toplumdan da kopuklar çünkü.Ne eğitimleri çok iyi ne yaşam standartları) PEKİ SOSYAL SINIFLAR DOĞUŞTAN MI GELİR YOKSA SONRADAN MI KAZANILIR? ->Tabiki de doğuştan gelmez.Eğitim, kariyer ve ekonomik başarı gibi faktörlerle yaşam boyu değiştirilebilir veya geliştirilebilir. Doğuştan gelen etkenlere (Verilmiş statü) baktığımızda aile ve çevre ya da miras ve soy gibi unsurlardır. Kazanılmış statülere baktığımız zaman ise eğitim ve beceriler,ekonomik başarı ya da toplumsal hareketliliktir. Şimdi sosyal tabakalaşmayı açalım.En ilkel toplumdan en karmaşık topluma kadar tüm topluluklarda bu ayrım vardır.Mesela şey var Hindistanda kast sistemi,bu hala devam eden bir durum.Orta çağda feodal sistem(buna derebeylikte deniyo,siyasi askeri vb güçlerin toprak mülküyetine dayandığı sistemdir) ya da günümüzde toplumsal sınıf ya da statü tabakalaşması. En iyi toplumsal tabakalaşma teorisyenleri=Karl marx Max weber Toplumsal tabakalaşmayı
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nasıl ama
Yerime "kendisi kötü kadınlar"ı koymanın bedeli buydu :)
Her Gün Bir Özlü Söz
"Aşk bu kadar güzelse, kimbilir aşkı yaratan ne kadar güzeldir..." Şems-i Tebrizi
ben bu şiiri kusarak yazdım
Bir mide dolusu yalnızlık ve buz gibi bir sessizlik. Ben bu şiiri kusarak yazdım kimseler temizleyemez. Sabaha karşı ağladım ama hiç sesim çıkmadı. Ben bu şiiri susarak yazdım dudaklarım kupkuru. Ağır aksak bir ağrı bir gelip bir giderken Sen öylece oradayken ve ben yanına gelemezken. Hırsımdan deli gibi olmayışına sarılıp Gıyabında öperek tüm jest ve mimiklerini Ben bu şiiri uçarak yazdım tüm yüklerimden kurtulup. Uyudum sonra uyandım gelmedi bir daha uyku. Müezzini duydum sonra Allah'la karıştı adın. Meleksin ya o yüzden gözüm hep yukarlarda. Tavanda ve bulutlarda ve arş-ı ala'nın dışında. Başımın üstünde her yerde gözlerini aradım.. Ben bu şiiri sana yazdım sızayım diye rüyalarına.. Ali Lidar
Güzel bir atasözümüz vardır: "Nerde hareket, orda bereket..." Bizim dinimiz de, töremiz de tembelliği, miskinliği, boş yere vakit öldürmeyi asla tasvib etmez. Sevgili Peygamberimiz: "Mümin gayretlidir", "İki günü eşit geçen zarardadır" diye emrederler. İslâm, devamlı olarak "iş" ve "hareket" ister. İslâm, "boş kalmaya" razı olmaz. Nitekim, yüce ve mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Boş kaldın mı hemen yorul!" (El-İnşirah/7). Kesin olarak bilinmelidir ki, tembellik, miskinlik ve uyuşukluk ile müslümanlık bir arada barınamazlar. Bir cemiyette, biri varsa diğeri yoktur. Yüce dinimize göre, müminler, az veya çok, daima hayırlı bir iş üzeredirler. Aktif olmak İslâm'ın şanındandır. Ancak, İslâm, bu aktivitenin devamlı olmasını, ısrarla istemektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz şöyle buyururlar: "Allah'ın sevdiği iş, az da olsa devamlı olanıdır." Yine Yüce Peygamberimizin sözlerinden anlıyoruz ki, "Cenab-ı Hak, insanların suretlerine, mallarına değil, yaptığı işlere ve güttüğü niyete" bakar. - Şüphe ve iman kitabından