Kendi köşemde, merasimsiz, iltifatsız yediğim şey, ekmekle soğan bile olsa, ağır ağır çiğnemek, az içmek, sık sık temizlenmek, hapşırık tutsa hapşırmamak, öksürük tutsa öksürmemek mecburiyetinde olduğum, yalnızlık ve özgürlüğün beraberinde getirdiği başka şeyleri yapamadığım sofralarda yediğim hindiden çok daha lezzetli gelir bana.
Çünkü sevmek dediğin aşk oyunlarıyla olmaz.
Şiir yazarak olur, çiçek toplayarak olur.
Yeminler ederek, antlar içerek, sözler vererek sürer.
Sevgi verdiklerimizde değil, alabilme yeteneğimizde gizlidir.
Güvenimizle büyür; oysa kendi gerçeğimize güvenmiyorsak güvenemeyiz kimselere.