Bireylerin yaratıcı güçleri kayboldukça, bir kitle hareketine katılma eğitimlerinin gittikçe arttığını görmek ilginçtir. Burada, etkisiz bir benlikten kaçmak ile kitle hareketlerine duyulan yakınlık arasındaki bağlantı açıkça görünür. İçindeki yaratıcılığın gittikçe kuruması nedeniyle gerileyen yazar, sanatçı, bilim adamı er ya da geç ateşli vatanseverlerin, ırkçılık simsarlarının, kışkırtıcı çığırtkanların, kutsal dava cengaverlerinin safına sürüklenecektir.
Yükselmekte olan bir kitle hareketi, hemen sonuç verecek bir umudun vaazını çeker. Hareketin amacı, taraftarlarını kışkırtmaktır ve hemen köşe başını döner dönmez sonuç verecek türden olan umut, halkı hareket4 geçmeye teşvik eder. Hıristiyanlık ilk dönemlerinde, kıyametinin elinin kulağında olduğunu ve Tanrı'nın hakim olduğu bir krallıkta yaşanacağını öne sürmüştü; Muhammed müminlerin önüne ganimeyleri sermişti; Jakobenler derhal gelecek bir hürriyet ve eşitlik vadetmişlerdir; Hitler Versailles'in boyunduruğunu ortadan kaldıracağının ve herkes için çalışıp hareket edeceğinin sözünü vermişti. Daha sonra, hareket iktidarı ele geçirince vurgu uzak gelecekteki umuda doğru kaldırılır; yani hayale ve vizyona doğru. Çünkü ilk amacına "ulaşmış" bir kitle hareketi mevcudu korumakla meşguldür ve "kendiliğinden eylem"den ziyade itaati ve sabrı takdir eder: "Ortada göremediğimiz bir şey için umut beslediğimizde, o umudu bekleyişin yolu sabırdan geçer."
Lüks için çabalarken, ihtiyaçlar için çabalarken gösterdiğimizden daha fazlasını gösteririz. Lüksten vazgeçtiğimizde, ihtiyaçların eksikliği de son bulur.