Sustum. Sustum. Sustum. Başkalarının ilgili yollarına adım atan ayaklarına susarak baktım. Yanımdaydın kalktın. Gövdeni gövdemin karşısına, sana ilgili gövdelerin yanına bıraktın. Sustum. Seni yabancı olduğun gövdelerin arasından çekip çıkaramıyordum.
Bunu yapamayacak kadar büyümüştüm. Kendini yormanı sessizce izleyecek kadar büyümüştüm.
… dünya çok üzücü bir yerdi, savaş filmlerini ve
samurayları eskisi gibi sevmiyordum.. bir boşluktan aşağı mı bırakıyordum kendimi.. teller tenimi çizip
canımı mı yakıyordu.. mutsuzluğuma mı alışıyordum seni severken… yoksa kan kaybından mı ölüyordum..
Daha fazla parçalanacak parçam yoktu…
Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp
sanki senden bahsetmiyormuş gibi yapıp
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana.
Hadi benim suskunum
geçtiğim yılları yaktım ardımda
çocukluğundan gelirken düştüğüm
o keskin virajdan
sürüklendiğim bu vakte dek
sıkıca tuttuğum
kırık dökük inançlarım bile
ölmek üzere.
Sevgilim, kimsesiz sevgilim benim! Seni hiç kimseye kaptırmam! Uzun zamandan beri seviyorum seni.. bilmediğim zamanlardan beri seni sevmiş, seni beklemişim ben. Ve işte geldin, seni beklediğimi biliyormuş gibi geldin!