Bir saniye, öbürünün geçmişi, şimdisi ve geleceği. Hiç bir günün tekrarı, hiçbir dakikanın dönüşü olmadığı gibi, bize verilen bu boş deftere en güzel senaryoyu yazmak bizim ellerimizde. O zaman sızlanmak niye? Çoktan geçmiş akreplerin yelkovanlarını kovalamak yerine, şimdiyi layığıyla yaşayıp geleceğe umutla bakmak değil midir olması gereken? Kendimizi geçmişin zindanına, geleceğin bilinmezliğine kapatmaya son verip, hayatta bizi mutlu eden ne varsa peşinden gitmeliyiz.
Bir araya geldiğimizde gözlerimiz parlayacak mutluluktan ve kör olacak birini düşlüyorum. Aradığımda saat kaç olursa olsun, sevinçle kucaklayacak ve üzüldüğümde gözyaşlarımı elleriyle silecek birini. Başı ağırlaşmayacak göğsümde; saydamlaşacak, akacak kalbime. Ve sesini güzel kelimeler için kullanacak. Doğru cümleler kuracak. "Seni seviyorum" dediğinde gözleri dolacak, hakkını verecek, sahip çıkacak cümlesine ve hissine, bunu bir fikir olarak savurmayacak yüzüme.
Boş ver, sen zaten bana göre değilsin.