Ayrılmak bir solucanın ikiye bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karım aslında evde ‘ben’ olmasını istemiyordu, uysal bir bukalemun olayım istiyordu sadece ya da kabın şeklini alan zararsız bir sıvı, arada bir sulanan yaşlı bir saksı çiçeği, ortak hayatımızın durgun hücresi olayım.
Bu defa olağandışı bir şey yok hayatımda. Hatta her şey fazla
olağan.
Belki yine hep aynı şeyleri yazarım:
Bugün hiçbir şey olmadı.
Bugün de hiçbir şey olmadı.
Bugün de.
Sonraki sayfalara da (“ “) işareti koyarım.
Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak… İşte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?
Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik, yan yana fotoğraflar çektirdik, güldük, sevindik, eğlendik... Gün oldu sadece birbirimize güvendik, birbirimizi kolladık, birbirimize sarıldık, birbirimizin kollarında ağladık… Gece yarıları kötü bir haber nedeniyle yollara düştüğümüz de oldu, sabahın körlerinde çılgın tatil planları için de. Sebep ne olursa olsun biz yollarda çok iyiydik, yollarda mükemmeldik, galiba birbirimizi en çok yollarda sevdik. Bakma, seninle ben iyi bir ekiptik. Kaldırımlar biliyor, hakikaten de bir devir muhtesemdik Osman.
Uykularımızdan uyanıp uyanıp birbirimizi öptüğümüz
geceleri unutalım mı? Sabahları günaydınlar dediğimizi, böylece günlerin aydınlandığını... Neşelenelim diye sağa sola bıraktığımız notları... Ikimiz de kendi sorunlarımızla boğuşurken başımızı çevirip birbirimizi gördüğümüz anda sakinleştiğimiz zamanlar vardı mesela, bir tebessümle dünya umurumuzun dışında kalırdı. İştahım biraz açılsın diye gülen surat şekli verdiğin kahvaltılar hazırlardın bana. İştahın biraz kapansın diye tatsız tuzsuz yemekler yapardım ben, beceremediğimden değil yani, o konuyu netleştirelim yeri gelmişken. Sorarım sana kamp kurarken bizim kadar eğlenen iki insan daha var mıdır? Peki seni vahşi arı saldırılarından koruyacak kadar haşmetli başka bir kadın çıkar mı karşına? Üstelik kendisinin arı alerjisi olmasına rağmen. Sanmam... Hepsini geçtim, işe gitmeden önce birbirimiz için hazırlayıp termoslara koyduğumuz kahvelerin kırk yıl hatır vardır Osman.
Unutmayalım bunları. Ama çok da hatırlamayalım artık neme lazım, şeytan doldurur. Her şey için teşekkürler faslında oyalanmak istemiyorum, zaten biliyorsun. Onca zamandır ben böyle canım ne isterse yazarken sana hiç söz hakkı vermedim, dramatik yapı buna uygun değildi kusura bakma. Sen de bana teşekkür