Aileden beklenen değerler, sadece çocuk doğurmak ve büyütmek olarak da anlaşılamaz. Aileyi sadece çocuk üretme merkezi olarak gören anlayış nedeniyle kadın, ailenin tek mümessili haline gelmektedir. Aile, ümmete çocuk kazandırma noktası olduğu kadar ümmetin değerlerini, mukaddesatını ve ulvi hedeflerini oluşturma ve yaşatma noktasıdır aynı zamanda. Ümmet, camilerinden önce ailelerden, evlerden beslenecektir. Evleri faal olmayan bir ümmetin camilerinden ne beklenebilir? Camilerin altyapısı evlerdir. Evler, kadınlara terk edilip ihmal edildikten sonra camilerin minarelerinden yükselen ezanlara icabet edenler, nitelik ve nicelik olarak önemli bir sayıyı gösteremeyecektir.
Evlerimiz ve ailemiz bizim cennetimizdir. Ailemiz sığınağımız, evlerimiz son kalemizdir. Kurtuluşumuz evlerimizdedir. Dünya batsa ve helak olsa da biz küçücük evimizde cenneti bulabiliriz. Evlerimizden kaçarak muhacirleşmek yerine, evlerimizi sığınak haline getirip ensar olabilirdik/ olabiliriz de.
Evlerdeki sorunlardan kaçmak yerine, evlerimizi sorun çözme merkezleri haline getirmenin yollarını bulmalıyız.
Evlerimizi akşam yatmak için, acıkınca da doymak için girilen yerler olarak değil, fitnelere karşı korunacağımız, riddete karşı iman kalemiz, cehalete karşı eğitim alanımız olarak görmeye mecburuz. Evlerimizden göklere doğru yükselen nûr, bizim amellerimizin nûru olmalıdır.
Filozof bana bir gün demişti ki,
"Eğer birisi sana 'iyi ki varsın' derse, var edilmiş olmanın hikmetlerinden birini ya da birkaçını yerine getirmişsin demektir."