Auschwitz'de insan hayatının hiç bir ederi yoktu, öyle ki bir kurşun bile insandan daha değerli olduğundan kimseyi vurmaya tenzzül etmiyorlardı. Toplama odalarında Zyklon gazı kullanıyorlardı çünkü hem ucuzdu hemde sadece bir bidonla yüzlerce kişi öldürebiliyorlardı. Bir endüstriye dönüşmüştü ölüm, ne kadar çok kişiyi içine alırsa o kadar karlı sayılırdı.
Kitapta Dita`nin yolu Anna Frank ile keşisince gece vakti insanın tüyleri diken diken oluyor. Yazarın dediği gibi "Bir mekanın seninle konuşmasını istiyorsan oraya gitmen ve sana diyeceklerini işitene kadar yeterince vakit geçirmen gerekir. (Auschwitz)... o lanetli yerin titerişimini hissetmek gerekiyordu.