Bir gün inşallah buluşacağız Kabe'm
Her yıl yüz binlerce mü'min Mekke'ye gider, orda nefsten soyunur şeytanı gözle görmüşcesine teşhir eder ve taşlar, sonra milyonluk tek gönül halinde Allah'ın önünde eğilir Hz. ibrahim'i anar Hz. İsmail'i anar, insanlığın büyük ve eşsiz kurtarıcısını ve onun etrafında dört dönen sahabileri anar. Geçmiş zamanı, o büyük ve mes'ut vakitleri yeniden yaşarlar. Kulaklarında vahyin ilk tebliğ edildiği anlardan ihtizazlar, ruhlarında ulvî ürpermeler, gönüllerinde mübarek sevinçler, mükemmel ve üstün mü'min olarak yurtlarına dönerler. Kabe'de bütün İslam âleminin kalbi bir kalp gibi atar. Afrikalı, Asyalı, Avrupalı, Türk, Arap, Hintli, beyaz, sarı ve zenci ayrılmaksızın orda mü'minler, İslam'ın derinliğinde ve büyüklüğünde erirler ve olurlar.
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Kör köpek yavruları gibi yaşıyoruz. Neyin ne için olduğunu bilmiyoruz. Biz ne Tanrının ne de şeytanın işine yaramayız! Biz ne biçim Tanrının kullarıyız? Hazreti İbrahim bir kuldu, ama Tanrı onunla konuştu. Musayla da konuştu. Musanın ismini de o verdi. Musa Tanrının adamı demektir. Peki biz kimin kullarıyız?
Sayfa 304·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Domuzun bağırsaklarında iki yüz frank vardı. İki yüz frank, Cennet Sokağı'nda bir fahişenin bedeliydi. Erkek olmanın bedeli.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Özür dilerim, çok özledim, o kadar özledim ki seni, özür dilerim...
Hayat tekrarlardan ibaret... Hep insanlar kendilerine özel zannederek, aslında herkesin yaşadıklarını yaşarlar.
Zaten insan önce kendinden kaçarmış, sonra baktı ki bu mümkün değil, saklanırmış kendinden... Oysa bir kere kendini gören insan, dönermiş ona er geç.