Boşuna Allahu Teâlâ'nın dostu olmamış.
Allah'ın dostu Hz.İbrahim (as) namaza kalktığı zaman kalp vuruşları iki mil mesafeden duyulurdu.
İbrahim b. Edhem'e şöyle sormuştu: "Ey İbrahim! Allah'a dua ediyoruz ama dualarımız kabul olmuyor. Bunun sebebi nedir?" O ise kalpleri derinden sarsan şu cevabı verdi: "Dualarınızın kabul edilmemesinin sebebi kalplerinizin ölmüş olmasıdır. Sizin kalplerinizi şu sekiz şey öldürmüştür: 1. Üzerinizde Allah'ın (cc) hakkı olduğunu bildiğiniz halde bunu yerine getirmiyorsunuz. 2. Kur'ân'ı okuduğunuz halde onun talimatlarına göre hareket etmiyorsunuz. 3. Allah Resûlü'nü (sav) sevdiğinizi söylediğiniz halde onun sünnetine göre yaşamıyorsunuz. 4. Ölümden korktuğunuzu söylediğiniz halde onun için hazırlık yapmıyorsunuz. 5. Şeytanın düşmanınız olduğunu bildiğiniz halde onunla günah işleme konusunda anlaşıyorsunuz. 6. Cehennemden korktuğunuzu söylediğiniz halde bedenlerinizi cehenneme götürecek işlerden vazgeçmiyorsunuz. 7. Cenneti sevdiğinizi söylediğiniz halde ona girmek için gayret göstermiyorsunuz. 8. Kendi kusurlarınızı görmezden gelip başkalarının kusurlarıyla uğraşıyorsunuz. Bütün bu kötü huy ve davranışlar sizde varken Allah sizin dualarınızı nasıl kabul etsin?"
Sayfa 226
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bakara Sûresi 1
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir. Bakara 2 اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar. 3 وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler. 4 اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır! 5 يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız. 21 اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a eşler koşmayın. 22
Dua da aracı meselesi
4) Medet ve yardım sadece ve sadece Allah'tan istenir. Bunu, “Medet ya şeyh, yetiş ya fulan” demek suretiyle Allah'tan başkasından istemek, kişiyi şirke düşüren amellerdendir. Bizler günde onlarca kez “Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz” (1 Fatiha/4) diyerek, Allah 'tan başkasından medet ve yardım dilemeyeceğimize dair, Rabbimize söz veriyoruz. Bu söze sadakat göstermeliyiz.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Din
Sultan İbrahim yirmi dört yaşındaydı. Osmanoğulları'ndan kendisinden başka erkek kalmamıştı. İbrahim'in de hiç çocuğu olmuyordu. Başta Kösem Maıpeyker Sultan olmak üzere bütün devlet ricalini bir telaş aldı. Sultan İbrahim’den “döl almayı" 4 kendilerine en mukaddes bir vazife biliyorlardı. Ömrünü dar ve kasvetli bir saray odasında her an bir ölüm korkusuyla geçirmiş olan İbrahim’in koynuna her gece bir başka cariye veriliyordu.
1000Kitap
KARAKÖPRÜ FACİASI VE ÇEKİLEN DAYAKLAR 1- Bir zamanlar (Dicle Kaynağı) isimli mevziî bir gazeteyle İstanbul’da bir gündelik gazetenin temas eder gibi olduğu, fakat gerek bu gazetelerin uyandırabilecekleri aksülâmel, gerekse hâdise üzerinde kullandıkları üslûp bakımından birinci derecede ehemmiyet plânına geçememiş bir hâdise daha vardır ki, keyfî bir emirle kurşuna dizilen 33 vatandaş meselesinden daha mühimdir. Bu, 1937 yılında cereyan eden Karaköprü hadisesidir. 2- Hâdise şöyle başlamıştır: Malûm sene içinde, Suriye tarafından gelen birtakım şakilerin hududumuzu tecavüz ettikleri, etraf ile muhabere vasıtalarını tahrip ettikleri ve Diyarbakır’ın Karaköprü mevkiinde yolcuları soymaya başladıkları haberi yayılıyor. 3- Bunun üzerine bazı mahallî memurlar ve ezcümle Mardin Valisi Fehmi Vural ile Birinci Umumî Müfettiş Abidin Özmen derhal şöyle bir tedip hareketine geçiyorlar: Alâkalı vilâyetlerin köylerinden birtakım masum vatandaşları gelişigüzel topluyorlar ve Mardin’den Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan Mardin’e, sanki ifadeleri alınacak ve muameleleri tamamlanacakmış gibi, on dörder kişilik gruplar halinde sevke başlıyorlar. 4- Sevk esnasında jandarmalar bu masumları Karaköprü mevkiinde kurşundan geçiriyor. “Kaçarlarken vuruldular!” diye bir zabıt tertibi de ihmal olunmuyor. 5- Bu şekilde, sayıları yüzlerce vatandaşı geçen müteaddit kafileler hep aynı pusuya düşürülüyor. 6- Nihayet son on dört kişilik kafile güya Diyarbakır’a götürülürken, sarp bir noktada durduruluyor ve jandarma çavuşu kendilerine haykırıyor: “Abdest alıp namaz kılınız! Şimdi sizi vuracağız!” On dört vatandaştan ibaret son 14 kurbanlık koyun abdest alırken, rahmani bir kader cilvesi olarak, yol üzerinde birkaç otomobil peydahlanıyor. Otomobil yolcularının içinde bir general, bir de mülkiye müfettişi