“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim suresi /42)
(İbrâhîm Suresi, 42)
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onların işini bir güne erteliyor ki, o gün gözler dehşetten dışarı fırlamış olur.
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ ➡️ İbrâhim de, Nûh’un izinden gidenlerdendi. 83 O, her türlü mânevî hastalıklardan uzak, tertemiz ve bir kalple Rabbine yönelmişti. 84 Hani o, babasına ve halkına şöyle sormuştu: “Nedir bu taptığınız şeyler?” 85 “Sırf bir yalan ve iftirâ olsun diye mi Allah’tan başka ilâhlar peşindesiniz?” 86 “Peki, başkasına taptığınız halde, huzuruna vardığınızda Âlemlerin Rabbinin size nasıl davranacağıyla ilgili düşünceniz nedir?” 87 #Tefsir: 📖 Hz. İbrâhim, Nûh (a.s.)’dan sonra tevhid dinini tebliğ ederek onun yolundan yürüyen bir peygamberdir. Diğer peygamberler de böyledir. İbrâhim (a.s.)’ın sözün başında hemen dikkat çekilen hususiyeti “selim bir kalp” ile Rabbine yönelen bir kul olmasıdır. “Selim kalp”, hülâsa olarak, inkâr, küfür ve şirk gibi yanlış itikatlardan; kibir, gurur, haset, kin, öfke, riya, cimrilik gibi ahlâkî hastalıklardan ve nefsanî aşırılıklardan kurtulmuş; ruhun tekâmül ve terakkisini sağlayacak sâlih amellerin ve güzel davranışların kaynağı, güzel hasletlerle tezyîn olunmuş manevî şahsiyeti ifade eder. İşte Hz. İbrâhim böyle bir üstün şahsiyete sahip olduğundan, kendisine tâbi olanlarla birlikte müslümanlar için “güzel bir numûne” olarak gösterilmiştir. (bk. Mümtehene 60/4) İbrâhim (a.s.) babasına ve kavmine putperestliğin mânasız, gereksiz ve mesnetsiz sapık bir inanç olduğunu aklî ve mantıkî delillerle ısrarla izah etmeye çalışır. Âlemlerin Rabbi olan Allah varken öyle uydurma tanrılara tapmanın doğru olmadığını söyler. Fakat onları bir türlü iknâ edemez ve söz dinletemez. (bk. En‘âm 6/74-81; Meryem 19/42-47) Bunun üzerine, iyice kronik hâle gelmiş bu probleme farklı bir çözüm üretmek gerektiği üzerinde düşünür. Zihninde bir plan kurarak onu uygulamak için fırsat kollar:
RESULULLAH'IN 40 YAŞ ÖNCESİ NASILDI?
Gerçeği Kur’an'dan öğrenmek istiyorsanız, Yerli Papazların asırlardır anlatıp durduğu şu masallardan öncelikle kurtulacaksınız: ❗️Peygamber olmazdan önce de zaten Hz. İbrahim’in yolundan giden "Hanif" (tevhid ehli) idi! — Namaz kılar, ibadet ve zikirle günlerini geçirirdi! — Sırtında, iki kemik küreği arasında güvercin yumurtası büyüklüğünde peygamberlik mührü (Hâtemü'n-Nübüvve) vardı! — Gölgesi yoktu... Sinek böcek üzerine asla konmazdı! — Def-i hacetini toprak anında yutardı! — Ağaçlar taşlar kendisine selam verir, kütük ağlar, bulutlar onu izlerdi... — Süt kardeşi Şeyma ile oyun oynarlarken aniden Cebrail geldi, küçük Muhammed’i yere yatırdı, göğsünü yardı, kalbini çıkardı, manevi pislik(!)lerden arındırdı, kalbini imanla doldurdu. Şeyma koşarak annesi Halime’nin yanına geldi: “kardeşimi kesiyorlar!” dedi… Abidik gübidik... Bunların hepsi "şiddetli masal" kardeşim, alayı iftira yalan dolan. ["Alayı" ifadesi, D. Bahçeli'den hatıra 😊] Niçin yalan? — Kitabullah’a uymaz da ondan: 👉 Bütün elçiler "üstün insanlar"dı; ama "insanüstü" değillerdi çünkü. (Fussilet 41:6) 🔎 Resulullah'ın vahye muhatap olmazdan önceki halini gelin hızlıca hatırlayalım: 1️⃣ Kitap ne İman ne bilmezdi. (Şura 42:52)
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ 📖 Ayrıca: “Bizden önceki iki toplum olan yahudi ve Hristiyanlara kitap indirildi, biz ise onların okuyup üzerinde çalıştıkları gerçeklerden habersizdik” demeyesiniz. 156 Veya: “Eğer bize de kitap indirilseydi, onlardan daha çok doğru yol üzere olurduk” diye itirazda bulunmayasınız. İşte size Rabbinizden apaçık bir delil, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Biz, âyetlerimizden yüz çeviren ve halkı onlardan alıkoyanları, bu tutumları yüzünden, azabın en kötüsüyle cezalandıracağız. 157 #Tefsir: 📖 📖 Bu âyetlerde Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişinin iki mühim hikmeti üzerinde durulur. Birincisi, onun ilk muhatapları olan Arapların, önceki iki topluma yani yahudi ve hıristiyanlara kendi dillerinde kitabın indirildiğini, onların bunu rahatlıkla okuyup anladıklarını, fakat yabancı bir dil olması sebebiyle kendilerinin bu kitaplardan, taşıdıkları ilâhî buyruklardan bir şey anlamadıklarını, bu sebeple iyi bir kul olma imkânı bulamadıklarını söyleyerek dünya veya âhirette mazeret beyân etmelerine fırsat vermemektir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Biz o Kur’an’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar elbette: «Onun âyetleri anlayacağımız bir dille iyice açıklanmalı değil miydi? Arap olmayana yabancı dilde bir kitap olur mu?» diyeceklerdi.” (Fussilet 41/44) Bu sebeple Allah, buyruklarını onlara kolaylıkla açıklayabilmesi için, her millete kendi dilini konuşan bir peygamber göndermiştir. (bk. İbrâhim 14/4) İkincisi de yine Arapların, kendilerine kitap indirildiği takdirde, bir çok mezhep ayrılığı içinde birbiriyle boğuşan, ellerindeki büyük nimetlerin kıymetini bilmeyen yahudi ve hıristiyanlardan daha doğru yolda olacaklarını söylemelerine, böyle
Son zamanlar...
Allah mağdur ailelerine sabır versin. Günler geçtikçe öyle şeyler yaşanıyor ki sanki birileri tarafından duygusuzlaştırılmaya çalışıyoruz. Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. (İbrahim suresi 42.ayet)
Gündem