Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk matbaayı kuran Macar asıllı İbrahim Müteferrika, günümüzden 300 Yıl önce yazdığı “Usulû’ı Hikem fi Nizami Ûmem” adlı kitabında, İmparatorluğun gerilemesinin 8 nedenini bakın nasıl sıralamış, 1. Kanunları uygulamamak 2. Adaletsizlik 3. Devlet işlerinin ehliyetsiz ellere düşmesi 4. Bilim adamlarının fikirlerine tahammülsüzlük 5. Modern askeri teknolojide bilgisizlik 6. Orduda disiplinsizlik, 7. Devlet servetini kötüye kullanma ve rüşvet 8. Dış dünyadan habersizlik.
"Kuşun eşi kuştan başka bir şey değildir, Ben eşi olmayan bir Simurg gibiyim." Gülşehrî'nin Feleknâme'sinden alıntılanan bu epigrafla başlardı "Simurg: Kitap Kokusu" mecmûası. Aynı zamanda Simurg Kitabevi'nin kurucuları Türkolog İbrahim Yılmaz ve kardeşi Coşkun Yılmaz, birlikte neşretmişlerdi bu mecmûayı. Üniversite öğrencisiydim o zamanlar. Müteferrika'dan sonra yeni bir kitabiyat mecmûası neşredildiğini görmek beni heyecanlandırmıştı. 1100 adet basılmış ve numaralandırılmıştı dergiler. Bendeki ilk sayı 0068 numaralı, yani derginin 68. okuru olmuşum. Simurg: Kitap Kokusu'na, sadece bir dergi değil, bir anlamda "kitap” merkezli bir kültür tarihi projesi demek daha doğru olur. Dergi bölümleri olan "Biyografi", "Kitaplar Âlemi", "Dergi Dünyası", "Belge", "Efemera", "Akademi", "Deneme", "Anı", klasik edebiyat dergisi şemasının ötesine geçerek, kitabı yalnızca okunacak bir nesne değil; tarihi, dolaşımı, maddî varlığı, üreticileri ve hafızası olan bir kültür unsuru olarak ele alan bir perspektife sahipti. Bu yönüyle Simurg, yalnızca edebî metin yayımlayan bir dergiden ziyade, Osmanlı–Cumhuriyet sürekliliği içinde kitap, yazma, süreli yayın ve sahaflık kültürünü belgeleyen bir kitabiyat mecmumûasıydı. Birinci sayıdan sonra ikinci ve üçüncü sayılar birlikte neşredildi, ancak maalesef devam edemedi. Yine de bir dönemin kültürel birikimini yansıtararak, gerek içeriği ve gerekse kağıt ve baskı kalitesiyle örnek alınacak bir kitabiyat dergisi olarak, bir anlamda tarihe değerli bir not düşmüştür. Bu vesileyle de Simurg Kitabevi'ndeki o eski, güzel hâtıraları ve sohbetleri yad ettim ister istemez. Diğer tüm kitapçılardan farklı olarak bir okul gibiydi Simurg. Bir epigrafla başladım, birlikte neşredilen ikinci ve üçüncü sayıdaki Jorge Louis Borges'e ait bir diğer alıntıyla
Simurg
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Osmanlıda matbaanın gecikmesi, cahilliğin sonuçları
Osmanlı İmparatorluğu'nda matbaanın gecikmeli olarak gelmesi—Avrupa'da yaklaşık 1450'de icat edildikten sonra Arapça veya Osmanlı Türkçesi alfabesindeki eserler için neredeyse üç yüzyıl gecikmeyle—kitap kıtlığına yol açmış ve bilginin yayılmasını sınırlamıştır. Bu tıkanıklık, genellikle imparatorluğun Avrupa'ya göre göreceli durgunluğunun ana faktörlerinden biri olarak gösterilir; Avrupa'da matbaa Rönesans, Reform, Bilim Devrimi ve Aydınlanma dönemlerinde hızlı ilerlemeleri tetiklemiştir. Bazı tarihçiler resmi bir "yasak"ın kapsamını tartışsa da—kültürel ve ekonomik dirençler yerine—ve daha geniş faktörlerin (örneğin coğrafya, Avrupa içindeki çatışmaların yeniliği teşvik etmesi veya 12. yüzyıldan itibaren İslam bilimindeki önceden var olan gerilemeler) daha büyük roller oynadığını savunsa da, gecikme şüphesiz fikirlerin, okuryazarlığın ve teknik uzmanlığın kitlesel üretimini ve yayılmasını engellemiştir. Aşağıda, belirli alanlardaki gecikmelere nasıl katkıda bulunduğunu, tarihsel analizlere dayanarak özetliyorum. ### Askeri Gecikme Matbaa, Avrupalılara askeri kılavuzlar, haritalar, taktik incelemeler ve mühendislik metinlerini kitlesel üretme imkanı vererek eğitimi standartlaştırdı ve silahlarda, tahkimatlarda ve stratejilerde yenilikleri hızlandırdı. Buna karşılık, Osmanlı İmparatorluğu'nun el yazması nüshalara—pahalı, zaman alıcı ve miktarı sınırlı—bağımlılığı, askeri bilginin güncellenmesini ve dağıtımını yavaşlattı. Örneğin, 18. yüzyılın sonlarında Napolyon yönetimindeki Fransa gibi Avrupa güçleri, 1798 Mısır seferinde propaganda ve lojistik malzemeleri basılı olarak dağıtabilirken, Napolyon bölgeye ilk kez Arapça matbaa getirmiştir. Osmanlılar, dini âlimlerin otoritesini ve kâtiplerin geçimini korumak için baskıyı kısıtladıklarından, top ve deniz taktiklerindeki
Duygu ve Düşünce
Türkçe kitap basan ilk kişi olan İbrahim Müteferrika 1731 yılında yazdığı kitapta Osmanlı’nın neden geri kaldığını şu maddelerle anlatıyor; -Rüşvet -Memuriyette adam kayırma -Bilim adamlarına tahammülsüzlük -Orduda disiplinsizlik -İsraf -Dış dünyadan habersizlik #ibrahimmüteferrika
Kitaplar Hakkında 16 Efsanevi Gerçek
Kitaplar çantamızda, hayatımızda, kitaplığımızda, kütüphanemizde... Tarihin en eski dönemlerinden, antik çağlardan beri hayatımızda olan Heredot'a göre ise milattan önce 10. yüzyılda papirüslerin birbirine yapıştırılmasıyla başlayan mükemmel serüven... Hayatımızda bu kadar yer etmiş olmalarına rağmen kitapları veya onlara özel detayları ne kadar biliyoruz? Bu bilgi açlığını sonlandırmaya geldik! Hazırsanız başlıyoruz. 1. Dünya üstündeki en küçük kitap 1 mm x 1 mm boyutundadır. Dünya üzerinde hazırlanmış en küçük kitap 1 mm x 1 mm boyutlarında olan Old King Cole kitabıdır. Welsh National Library'de sergilenen kitabın sayfalarını çevirmek için iğne gereklidir. 2. Dünya üzerindeki en bilinen kitap hırsızı 23.000 kitap çalmıştır. Stephen Blumberg adındaki bu adam hayatı boyunca 268 kütüphaneden toplamda 23.000 kadar kitap çalmayı başarmış. Çaldığı kitaplar da sıradan çinko karbon kitaplar değil tabii ki. İçinde nadir kitaplar da mevcut. Bu nedenle koleksiyonun değeri 20 milyon dolar civarındaymış. Ayrıca kitap çalma hastalığına bibliokleptomaniac deniyor. 3. Tarihte bilinen en eski yemek kitabı Hammurabi döneminde yazılmıştır. Dünyanın en eski kitabı olarak bilinen eser Hammurabi döneminde yani milattan önce 1.700'lerde yazılmıştır. Babil tabletlerinde yer alan yemek tarifleri insanlık tarihinin de en eski yemek tarifleri olarak bilinir. 4. Daktilo kullanılarak yazılan ilk kitap Tom Sawyer'dır. Mark Twain kendi otobiyografisinde daktilo kullanılarak kitap hazırlayan ilk kişi olduğunu söyler. Yapılan araştırmalar da bunun doğru olduğu yönündedir. Bilinen daktilo türünde ilk eser Tom Sawyer olarak çıkmıştır daktilonun arasından. 5. Dünyanın en uzun cümlesi Victor Hugo'nun Sefiller kitabındadır. Şimdiye kadar basılmış en uzun cümle Victor Hugo'nun Sefiller (Les
1000Kitap
Gel de şaşır bu işe
Türkçe kitap basan ilk kişi olan İbrahim Müteferrika 1731 yılında yazdığı kitapta Osmanlı’nın neden geri kaldığını şu maddelerle anlatıyor; -Rüşvet -Memuriyette adam kayırma -Bilim adamlarına tahammülsüzlük -Orduda disiplinsizlik -İsraf -Dış dünyadan habersizlik