Sadrazam Damat İbrahim Paşa,mason olduğunu bildiğimiz Sait Çelebi ve İbrahim Müteferrika ile de iyi ilişkiler içinde olmuştur.Daha önce de söylediğimiz gibi Sait Çelebi ve İbrahim Müteferrika ilk Türkçe kitap basan matbaayı kurmuş isimlerdir.İlk Türkçe basan diyoruz çünkü İstanbul'da daha önce de matbaa kurulmuş,ancak Türkçe değil,Latince,Rumca,Ermenice, İspanyolca ve hatta Arapça kitaplar basmıştır.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Alıntı
İlk Türk masonlarına gelince, elimizdeki belgelere göre bu kişiler,1720 yılında Fransa'ya elçi olarak giden Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin oğlu Sait Çelebi ve İbrahim Müteferrika'dır.Biliyorsunuz İbrahim Müteferrika,Sait Çelebi ile aynı zamanda Osmanlı'da ilk matbaayı kurmuştur.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Nâimâ Tarihi’nin sonunda yer alan bilgiler, İbrahim’in yönetimindeki matbaanın o devirdeki verimi hakkında aşağı yukarı bir fikir vermektedir. Vankulu Sözlüğü’nden ve Hacı Halife’nin eserinden 4000 adet, diğer bütün eserlerin her birinden de 500 adet basılmıştır. Bundan sonra İbrahim’in matbaası 23 ciltlik 17 kitabı 12.500 adet basmıştır. Tüm koleksiyonun fiyatı 120 kuruştur.”
İbrahim Müteferrika devrimciymiş.
Sözü edilen Usûlü’l-hikem fî nizâmi’l-ümem’in amacı, Osmanlı devlet kuruluşunun bozulmasının, Avrupa devletlerinin güçlenmelerinin nedenlerini araştırmak, kalkınmak için Osmanlı devletinin neler öğrenmesi ve alması gerektiğini belirtmektir. Yazar, önce üç siyasa düzenini anlatır: monarhiya, aristokrasiya, demokrasiya. Bunları tanımlama biçiminden bellidir ki, İbrahim bunların asıl üçüncüsü ile ilgilidir. Batı’da kendisinden az önce yaşamış devrimci düşünürler gibi o da sözünü ettiği demokrasi, parlamento, halk egemenliği yöntemlerinden ihtiyatla söz ettiği, yargısını sakladığı halde, üç düzen içinde onu üstün gördüğünü gözümüzden saklayamamıştır. O zamanki Avrupa’da en ileri ulusların demokratik düzende bulunan uluslar olduğunu (Hollanda ve İngiltere’yi gösterir) bunların yasalarının Tanrı’dan gelme şeriat ilkelerine göre değil, akıl yoluyla bulunmuş ilkelere dayandığını da sözlerine katar.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Patrona Halil isyanı; halkın fakirliği
Sabunsuz ve mumsuz halk elbet ki İbrahim Müteferrika Matbaası’nda basılmış Vankulu Lügati ile Naima Tarihi'ni okuyacak değildi ve elbet ki bu halk Sadabad, Asafabad, Şerefabad, Mihrabad gibi mamureleri uzaktan uzaktan kinle seyredecekti. Yalın ayaklı Patrona ile yalın ayaklı avanesi halkı elbet ki kolaylıkla ikna edecekti.
Tarih
Halil Hamit Paşa, İstanbul'da doğdu. Gençliğinde iyi bir tahsil gördü. Babıali'de divan katipliğinden başlayarak birçok devlet hizmetlerinde bulundu. Reisülküttaplıktan sonra sadrazam kethudalığına getirildi. 1782 yılında Sultan I. Abdülhamit tarafından sadrazamlığa atandı. Sultan I. Abdülhamit, sadrazam Halil Hamit Paşa'ya ıslahat konusunda tam yetki verdi. Sadrazam, tımarlı sipahiler ve Yeniçeri Ocağı ile ilgili yeni kanunlar hazırladı. Lağımcı ve humbaracı ocaklarını ıslah etti. Bu ocakların talim ve terbiyesi için kanunlar hazırladı. İbrahim Müteferrika'nın ölümü ile unutulan matbaacılığın gelişmesini sağladı. Fransa'dan getirilen topçu subaylarının yardımı ile 2000 askerden oluşan Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdu. Tersane Mühendishanesi açıldı. Dönemin ünlü matematikçileri bu mühendishanede öğrencilere ders verdiler. Sultan I. Abdülhamit'in ıslahatlara karşı kararsızlığı ile sadrazamın faaliyetlerine karışılması, ıslahatları engelliyordu. Halil Hamit Paşa, Osmanlı Devleti'nin Avrupa tarzında teşkilatlandırılmasının zorunlu olduğunu kavramış bir kişiydi. Sultan I. Abdülhamit ile bunun mümkün olamayacağını biliyordu. Bu nedenle genç ve ıslahatçı bir kişiliğe sahip olan Şehzade Selim'i tahta çıkarma girişiminde bulundu. Şeyhülislâm ve yeniçeri ağasına düşüncesini kabul ettirdi. Ancak durumdan haberdar olan kaptanı deryanın, Sultan I. Abdülhamit'i haberdar etmesiyle sadrazam, görevinden azledildi (1785). İstanköy adasında oturmaya mecbur edildi. Bir süre sonra öldürüldü.
Sayfa 179 - Geçit Kitabevi·Kitabı okudu
Tarih