İbrahim

İbrahim
@ibrahim94
BU DA DÜŞÜNÜR Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş: “Bu kuş neden bu kadar para ediyor?” “Bu papağandır” demişler, “konuşur.” Hoca doğru evine gitmiş. Hindisini koltuğunun altına alıp pazara getirmiş. “Kaça hindi ?” diye sormuşlar. “On beş altın” demiş Hoca. “Bir hindi on beş altın eder mi?” “Görmüyor musunuz!” demiş Hoca; “yumruk kadar papağanı on iki altına satıyorlar.” “Onun marifeti var, insan gibi konuşur. Ya seninki ne yapar?” diye sormuşlar. “Bu da düşünür.”
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ANASI AĞLAYACAK Hoca nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince: “Baba, bütün paramı şu çömleklere yatırdım” demiş. “Hava güneşli olurda zamanında hepsi kurursa zengin olacağım. Ama yağışlı olursa anam ağlayacak!” Hoca oradan ayrılıp başka bir köyde oturan büyük oğluna uğramış. Oğlu: “Baba, varım yoğum şu tarlada, zamanında rahmet yağarsa zengin oldum gitti. Kuraklık olursa anam ağlayacak” demiş. Hoca eve canı sıkkın dönmüş. Karısı: “Hayrola efendi, yüzün neden asık” demiş. “Benimki bir şey değil,” demiş Hoca; “asıl sen kendi halini düşün. Yağmur yağsa da yağmasa da bizim oğlanlardan birinin anası ağlayacak”.
1000Kitap
Gözden kaçırılan bir dost!
Garip şu insanoğlu. Çok garip! Herkese verdiği sözü tuttuğu için övünür, dürüstüm falan der de, asıl tutması gereken sözleri tutmaz. Kendine verdiği sözleri hiçe sayar. Çünkü kendine verdiği sözü tutmazsa kimseye karşı rezil veya mahcup olmayacaktır. Gel gör ki asıl yanılgı bu işte! Kendini önemseyeceksin! Sen kendini sevmezsen, sen kendini önemsemezsen, sen kendine saygı duymazsan, sen kendine verdiğin sözü tutmazsan diğer insanlar senin için bunu niye yapsın ki? Aynaya bak burnunu sev. Karma, kocana, oğluna, kızına bak, onları sev. Arabana, evine, ceketine, anana, babana, kardeşine bak, onları sev. Sana ait ne varsa sev, sev, sev... Ve güneşe bak, güneşi sev. O da senin çünkü. Bak, hiç aksatmadan görevini nasılda yapıyor güneş. Senin için her gün yeniden doğuyor. Dünya 24 saat ritimden hiç bir şey kaybetmeden senin için dönüyor. Gezegenler, güneş sistemi, kuşlar ağaçlar ne varsa hepsi senin için var. Emin ol ki böyle, dostum. Bir düşünsene, sen ölünce bütün bunların ne anlamı var? Güneş doğmuş, güneş batmış, dünya dönmüş, ağaç yeşilmiş, siyahmış, deniz kırmızıymış, maviymiş sana ne?
Üniversiteye hazırlanan bir öğrenciysen ve günde sadece on beş dakika çalışarak Boğaziçi Üniversitesini hayal ediyorsan, sana ne dememi bekliyorsun? Günde on saat uyuyup dört saat TV izliyor, dört saat chat yapıp, sekiz saat çalışıyorsan ve zengin olmayı hayal ediyorsan, beş yılda bir kitap bitiriyor ve kültürlü bir adam olmayı hedefliyorsan, sonra bir de hayal kırıklığına uğruyorsan sence de bir sorun yok mudur? Ne yaptığını, nereye gittiğini, nasıl mücadele verdiğini bileceksin. Ve dostum işini iyi yapacaksın. Mükemmeliyetçi olacaksın. Yoksa hayatın hep keşkelerle, ahlarla, vatlarla, tühlerle ve hayal kırıklıklarıyla geçer... Samimi olacaksın, kendine verdiğin sözleri tutacak sın! Ben başarılı olmak istiyorum deyip yatıyorsan, sen olsan olsan horlaman konusunda samimi olabilirsin...
Markete gidip bir ekmek aldığında başarılı bir alışveriş yaptığını düşün! Çay içerken üzerine dökmüyorsan kendini başarılı say! Trafikte kimseyle dalaşmadan evine döndüğünde kendi kendine ne kadar başarılı bir yolculuk gerçekleştirdiğini söyle! Yemek yaparken, eğer yemeği yakmamışsan ne kadar olağanüstü bir aşçı olduğunu düşün!...