Sahabe-i Kiram kendi üzerlerindeki sorumluluk yükünü tam manasıyla hissediyorlar, bundan kurtulup sıyrılmanın mümkün olmadığının idrakı içerisinde bulunuyorlardı.
Bu sorumluluk duygusundan kaçmaktan doğacak neticeler,
onların içinde bulundukları eza ve cefalardan çok daha vahimdi.
Bu kaçıştan sonra onların ve bütün beşeriyetin uğrayacağı zarar,
bu mesuliyeti yüklenme neticesi, karşılaştıkları sıkıntılarla hiçbir zaman karşılaştırılmayacak kadar büyüktü.
Mal ve evlatlar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı salih ameller ise Rabbinin yanında sevap ve umut bakımından daha hayırlıdır.
(18/Kehf, 46)
Dağları yürüteceğimiz gün, yerin açığa çıkmış (dümdüz) olduğunu görürsün. Hepsini (diriltip) bir araya toplamış, tek bir kişiyi dahi geride bırakmamışızdır.
(18/Kehf, 47)-
 Her mümin erkek ve kadın arınmak, ıslah olmak zorundadır. Takva ve fıskta kadın ve erkek için ayrı kategoriler olmadığı gibi, Cennet ve cehennemde de kadın ve erkek için farklı kategoriler yoktur. 
Onlardan yüz çevirmiş ve demişti ki: “Ey kavmim! Andolsun ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim ve size nasihat ettim. Kâfir bir toplum için nasıl üzülebilirim ki?” (7/A'râf, 93)