Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Tekniklerinin ciddi biçimde geri kalmiş
olduklarını, geleneklerinin tuhaf bir şekilde donmuş olduğunu ve kaltürlerinin modası geçmiş oldugunu kim inkâr edebilir? Hemen cevabı yapıştırır elbette: Bu kusurlar sömürgeleştirilene değil, tarihlerini alt üst eden uzun sömürgeleştirmeye atfedilebilir.
Yok olmak zorundadır, diye israr ederler, çünkü somürgelerde humanist romantiklige, ciddi bir hastalık gözüyle, tum tehlikelerin en kötüsü olarak tepeden bakılır. Daşman tarafina geçmekten farkı yoktur.