"Osmanlı Devleti'nin fetih ile birlikte büyük bir devlet olduğunun görünür hale geldiğidir. Çünkü klasik metafiziğin diliyle konuşulacak olursa, mevcut, mahiyetin-istidadın varlık kazanmasıyla tahakkuk eder. Eğer bir toplumun mahiyeti-istidadı büyük devlet olmaya elvermiyorsa, herhangi bir şahıs veya küçük grubun , bir şehri ele geçirmesi veya ilk bakışta büyük gibi gözüken bir başarısı, bırakın büyük devlet olmaya, devlet olmaya bile yol açması mümkün olmaz."
"Nietzsche'nin meşhur " Tanrı öldü, Tanrı'yı biz öldürdük"... Bu sözün ehemmiyeti şurada ortaya çıkmaktadır: Bir defa bu söz Hristiyanca bir söylenmiş bir sözdür. Çünkü Hristiyanlar Hz. İsa'ya tanrı derler ve onun çarmıhta öldüğüne, daha doğrusu insanlar tarafından, yani Yahudiler tarafından öldürüldüğüne inanırlar. Bu onların inancının olmazsa olmazıdır. Yani Tanrı'nın ölebilirliğine inanmak , Hristiyan inanç esasları arasındadır. Bu sebeple Nietzsche'nin bu sözü, Hristiyanlar ve Hristiyanlık açısından, bizim düşündüğümüz kadar ağır bir söz değildir."
"Yokluk ve Hiçlik... Bu ve benzeri sorular İslâm düşüncesinde tayin edici sorular iken, Batı Hristiyan dünyasında, mesele önce Hristiyanlığın mahiyeti itibariyle bir teoloji olmasının neticesi olarak sorulamadı. Çünkü teoloji, varlığın mahiyetini ve manasını değil, Tanrı'nın mahiyetini kendisine mevzu edinmektedir."