Emircan İğrek..
İç sesimi bile susturdum ben, laf söyletmedim Kızmıyorum sana, hakkını teslim ettim Çok daha sivri bıçaklar gördüm Sadece senden beklemiyordum, ondan bozuldum
Müzik
Mutlu olmak istiyorum ama önüme hep yalanların çıkıyor.
Ben ve Duygularım
Reklam
BİR "BEN" BENDEN İÇERİ... KİM O?
(...) Bir kişiyiz ama aynı zamanda iki kişiyiz. Hayatımız boyunca en çok kendimizle konuşuyoruz. Kendimiz dediğimiz kişi biz isek, neden meramımızı iç sözlere dökmemiz gerekiyor. Düşüncelerimiz ve duygularımız neden zaman zaman bize sadece onlara muhatap oluyormuşuz gibi geliyor? Sık sık ya da durduk yerde, sebepli ya da sebepsizce içimizde peydahlanan şeylerden nasıl oluyor da içimizden daha sonra haberimiz oluyor? Neden böyle geliyor bize? Bizimle konuşan kim? Düşüncelerimizi çekip çeviren, duygularımızı eksilten ya da taşıran kim? Deli miyiz biz, sessiz ve sözsüz bir lisanla kiminle konuşup duruyoruz sürekli? Ve nasıl oluyor da bize cevap veriyor o iç ses? Kimin sesi o? Bizim mi? İyi ama bizimle konuşuyor! Kendi kendimize mi konuşuyoruz yâni? Öyleyse eğer kendimizin konuştuğu diğer "kendi" de kim? Muhasebemizi yapan kim? Kendimize küstüğümüzde küsen kim, dargın olduğumuz kim? Kendimizi birilerine ya da kendimize karşı savunmaya geçtiğimizde bize argüman yetiştiren kim? Tatlı olduğunu umduğumuz yalanlara tevessül ettiğimizde bize inanmayan, içimizden bize parmak sallayan kim? Görmezden geleceğiniz ayrıntıları yakalayan, getirip içinizin gergefine nakşeden kim? Biz daralttıkça sınırları zorlayıp hayatımızı genişleten kim? Bazen kendi kendimize gülümsediğimizde bize o espriyi yapan kim? Bizi hiç kimse bize yetecek kadar sevmediğinde halimize acıyan kim? İçimizden elini uzatıp usulca başımızı okşayan kim? Kimse sormadığında sessizce halimizi hatırımızı soran kim? Kiminle beraber yaşıyoruz biz, başkalarıyla mı en çok, yoksa kendimizle mi? Aynaya bakan kim? Aynadan bize bakan kim?.. -Gökhan Özcan, "İçimizden Bize Bakan Kim?", yenisafak.com, 17 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları
İnsanları kırıyorum. Hele benden hoşlanan insanları. Hepsini kendimden uzaklaştırıyorum. Hak etmiyorum gibi geliyor çünkü. Bu yüzden kavga bile etmişliğim var. Bilmiyorum. Neden böyle olduğumu da çözemedim açıkçası. İçimden geçenler değil mesela o kavgalardaki sözlerim. O an sadece karşımdaki kişiyi kendimden soğutmaya odaklanıyorum. Ben üzerim çünkü, buna eminim. Kendimi bile mutlu edemezken, Başka birini mutlu etme ihtimali... Ne bilim. Garip.
Sol Gözümde Faili Meçhul Bir Cinayet[sevgili migrenime]
Kafatasımın içinde tekinsiz bir vapur yanaşıyor limana, Sol gözümün arkasında simsiyah mürettebat, ellerinde baltalar. Bir gram ışık sızsa odadan içeri, her şey havaya uçacak; Gözümün önünde çakan o flaşlar, Azrail’in bana biçtiği son değer. ​Sokaklar lambalarını söndürmüş, dünya benden yana değil, Karanlık, varoluşumun en lüks, en asil sığınağı olmuş. "Bir kahve iç geçer" diyen o sığ kalabalığı ise, Tarihin en karanlık sayfalarına sürgün etmek boynumun borcu. ​İlaç kutuları masanın üzerinde intihar süsü verilmiş cesetler gibi, Ne laftan anlıyor bu sancı, ne de modern tıbbın vaatlerinden. Şu başı gövdeden ayıracak jilet gibi keskin bir ayrılık lazım; Sessizce, gürültüsüzce ve tek celsede bitecek cinsten. ​İçeride benden habersiz darbe yapan bu arsız ihtilalci, Gençliğimi de zekamı da canlı canlı kemiriyor alenen. Ben bu gece acının en yüksek dozunda, bir başımayım; İnfazımı izleyen o sessiz seyircilere hayranım.
1000Kitap
Çok eskiden çokkkk.
Şimdi beni insan sevmez diye biliyorlar. Ben önceden arayanı arar, çağırana koşardım. Düşeni kaldırır, insanı yarı yolda bırakmazdım. "Dedim ya eskiden fazlaca vefalıydım...’’
1000Kitap
Reklam
Reklam