Nefes almak, içten içe, derin derin, Taze, ılık, serin, Duymak havayı bağrında. Ziya Osman Saba
Alıntı
Yoksun diye döndü dünyam tersine Yüreğimin benle bilmem derdi ne İç içe bu şişelerin dibine Battım kaldım, battım kaldım
Müzik
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Algı, izafiyet ve idrak...
Algının Göreliliği (Psikolojik İzafiyet) Duyusal girdi ve dikkat mekanizması zaman algısını manipüle eder. Beyin, acı veya tehlike anında hayatta kalma güdüsüyle tamamen "o ana" odaklanır. Bilgi işleme hızı maksimuma çıkar, detaylar artar ve bu durum zamanın genişlemesine (akmamasına) neden olur. Buna karşın dopamin seviyesinin yükseldiği, zihnin "akış" durumunda olduğu mutluluk anlarında dikkat dış dünyaya ve zamanın takibine değil, deneyimin bütününe odaklanır. Zihinsel saat yavaşlar, dolayısıyla kronometreye göre uzun olan bir süre algıda saniyelere dönüşür. İdrak Boyutu (Bilincin Zamanı Anlamlandırması) Algı anlık ve duyusal iken, idrak bu girdileri bir bilince, bir varoluş zeminine oturtma çabasıdır. Bu paradoks bize şunu söyler: Evren Newtonian bir mutlaklıkla, tıkır tıkır işleyen homojen bir saatten ibaret değildir. Zaman, yalnızca uzay-zaman dokusundaki kütleçekimiyle bükülen fiziksel bir olgu olmakla kalmaz; aynı zamanda insan bilincinin derinliklerinde de bükülür. İdrak düzeyinde insan, kronolojik zamanın ötesine geçerek niteliksel zamanı keşfeder. Gerçek anlamda "yaşanan" süre, saatlerin gösterdiği değil, idrakin derinliğinde iz bırakan süredir. Fiziksel Gerçeklik ile Bilişsel Gerçekliğin Kesişimi Kuantum fiziği ve modern nörobilim çizgisi geliştikçe gördük ki "gözlemcinin konumu ve bilinci" gerçeğin kendisini şekillendirir. Nesnel dünya ile öznel deneyim arasındaki sınır, idrak yükseldikçe silikleşir. Saatteki bir dakika her yerde bir dakikadır (klasik fizikte), ancak onu yaşayan bilinç için "an", sonsuz varyasyon barındıran kuantum mekaniksel bir olasılık havuzudur. Bu bağlamda, zamanın sadece fiziksel bir koordinat değil, aynı zamanda bilincin inşa ettiği bir esneklik olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada, zihnin bu "zamanı bükme" kabiliyetini
Bazen hayatının peri masalını yaşıyorsun hissi gelir insana ne muazzam bir duygu bu böyle
EşLik Eder misin Sorularıma
Evet cadı ? 😊 Sana da soruyorum. hi hı kedimsi görünüşlü çita hanimefendi sana da 🤭 Ve sessiz sessiz orada oturan gizemli kadın sana da 🙄 Ve sen minnak ruhlu asil şey 🥰 sana da. Kadınlar narin varlıklardır. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünürler ve tartarlar. Zarif görünüşleri, dokunuşları, düşünceleri olağanüstü gibi görünür. Buna benzer en az on sayfalık methiye de bulunabilirim. Böylesi güzel sözleri (samimiyetle) sarf etmek beni de mutlu kılar. Muhtemelen sizi de mutlu edecektir. Burada aklıma takılan, içten ice sorguladığım konu var. Tabii siz şimdi şiirsel bir dil mi kullanacak diye sorabilirsiniz cevap : hayır biraz psikolojik-felsefe yapmak istiyorum. **Sorukk : bir kadın neden erkeğe iltifat etmez , edemez, gerek duymaz....? Soru : onu neden sindirmek ve sözünü (dişini) geçirme mücadelesi verir? Soru : "ego" mu baskın, "duygu" mu? Soru : duyguları içeride mi yaşıyorsunuz, dışarıya mı (dilinize) yansıtamıyorsunuz? Soru : erkeğini (sevgili veya koca..) "onure edici cümle"ler kurmakta sizi durduran nedir? Soru : söz kelimi çicek (eksik ve banal) gibi narin bir görünümdeyken ya da içeride bu yaşiyorsa (eğer) nasıl oluyor da özgürleşilemiyor? Soru : Zarif bir şey , kendinden fazla olumsuz bir karaktere burünebiliyor? Soru : romantik duygular beklerken bu eylemi karşı insana nasıl yansıtamıyor veya yakıştiımıyor, veya hak etmediğini mi düşünüyor ? Soru : prensesler gibi (en azından ona benzer çaba sarf edilir) yetiştirilen sizler, nasıl cadı (iki elimdeki parmaklarla pençe-tırnak işareti yapıyorum) 🤣 olmayı, kalmayı deniyor veya seçiyorsunuz?
kendi şartlarında düşünürsen kimseyi anlayamassın...
Duygu ve Düşünce