Günümü anlatıyorum çünkü hep anlat dediniz..
Sabah 9.30'da uyandım. Önce biraz ders çalıştım sonra kahvaltı yaptım. (Pizza sadece yedim) hazırlanıp okula gittim. Saat birde sınav vardı fena değildi. İkide de sınavım vardı seçmeli ders olmasına rağmen neden klasik sorarsınız diye düşünüp sinirleniyorum. Kötü geçti. Bu dersten kalırsam spor salonuna beleşe gider aletlere binerim diye kendimi avutucam. Sınavdan sonra yurda döndüm. Yurttaki yetkili çalışanlarla bir konu hakkında görüşme yaptım. Sonra kantine gidip noodle ve ice tea aldım. Sağlıksız beslenmeler falan cips çikolata soğuk kahve falan fıstık.. Ardından odaya döndüm, üstümü değiştirip makyajı çıkardım. Sonra full hd yatış ve müzik.. Akşam yemeğini yemedim erik ve kiraz yedim. Bir günde max bi derse çalışabildiğimi anlamış bulunuyorum. Hala yatış pozisyonunda ve müzik dinlemekteyim. Şu an Sezen Aksu'dan sen ağlama şarkısı çalıyor. Vee gün bitti..
1000Kitap
Kaçtığını sanırsın ve kendine çarparsın...
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Duman
Sigara dumanı boğazını yakıyordu artık. Zihnini susturmak için kendini zehirliyordu bulduğu her fırsatta. Ölmek istiyor muydu yoksa yavaş yavaş acı çekip kendini mi cezalandırıyordu, artık o da bilmiyor. İçindeki lanetli sis, sigaradan daha zararlıydı onun için. Her şeyi sonlandıracak gücü bile yoktu ama yine de hayata karşı bir şeyler başarmak… Belki de sadece bir şeyler hissetmek istiyordu. Yalnızlığın kollarında olduğunu ve onu yavaş yavaş boğduğunun farkındaydı. Nefes alamıyordu ama sigara dumanını bir kere daha soludu. Sanırım onun için artık bir kurtuluş yoktu. Zehir, zehirden kurtulmak için bir tedavi arıyordu. Bir sabah uyandığında gözlerini tavana dikti. Yine ve yeniden uyanmıştı yani en azından gözlerini açmıştı. Saate baktı, sabahın erken saatlerinde olduğunu gördü. Hiçbir şey yapmak istemediği halde yataktan çıktı. Yüzüne soğuk suyu çarptı ama suyun soğukluğu bile onu kendine getirmedi. Gerçeklikten kopmuş benliğine mahkumdu. Aynaya baktı. Göz göze geldi kendisiyle. Gözlerindeki ışıltıyı tekrar görme umuduyla uzun süre daldı. Sudan daha soğuktu onun bakışları. Bir yalancının gözleri ne kadar güzel olabilirdi ki zaten. Herkese, her şeye ve en çok da kendisine yalan söylerdi. İyi olduğunu ima ederdi her seferinde. İçten içe çürüdüğünü bilirdi yine de. Bir kahve yaptı ve sigarasını yaktı. Telefonunu da eline aldı ve mesajlarına baktı. O çürüyen ruhuyla insanlara cevaplar verdi. Her kelimesinden tiksindi çünkü iyi olmadığı halde başkalarına iyi gelmeye çalışıyordu. Eksikti, boştu, altında onun için hiçbir anlam yoktu. Madem hala bu dünyada acılar içinde kıvranmaya devam ediyordu, o zaman en azından bir işe yaramalıydı. Yaşadığını hissettirecek her şeye muhtaçtı. Acınası kimliğini gizledi ve sahte neşesiyle karşılık verdi. Çiçekleri çok seviyordu çünkü ne
Edebiyat
İçimde bir yerde, her yer her yerde.
1000Kitap
Kalın bir kitabın arasında unutulmuş bir kalbin sesleri.
İçten içe susuşlar kadar Güçlü haykırışlar görmedim. Görmedim ok sinesine saplanmışken Sinesini unutan bir cesaret... ​Kırmak, coğrafyamın En tatlı hediyesi; Bir şair mesleğidir bu. Öyledir ki acı duymayan Çabuk unutur. ​Hisler parça parça olur, Kavuşmak ister bir bütüne. Bütün sende gizli... Susuşun bir nizama işaret etse de Kalbin hâlâ ellerimde. ​Kalbin bir gök taşır belki, Bir yıldızını elletmez kimseye. "Edep ya hû" der bir ses, Bir ses yankılanır içimde. ​Susmak çoğu zaman cesaret ister, Kaybetmek riskiyle beraber. Susuşlarım ne cesaretten Ne çok bilmişliğimden; Susuşum baştan sona Çaresiz... ​Varoşlarda aşk
Şiir