Puan vermedi·376 syf.··
2026 4. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:12
Roman, ünlü yazar Ahmet Hamdi Tanpınar etrafında dönen gizemli ve sıra dışı olayları anlatıyor. Gerçek ile kurgu iç içe geçiyor; edebiyat, polisiye ve mizah bir araya geliyor. Hikâye boyunca karakterler geçmişin izlerini takip ederken kimlik, sanat ve hakikat sorgulanıyor. Kısacası: hem edebiyat göndermeleri bol, hem de sürükleyici bir gizem romanı. Baştan sona tempolu ve farklı bir anlatımı var.
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026764 okunma
Özgürlük iki kere iki dört diyebilmektir
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
Bir insanın nefes alması ne kadar normalse düşüncelerini ifade etmesi de o kadar normaldir. Üstelik bu herkes tarafından bilinen bir gerçekse bunu paylaşmakta asla tereddüt etmemelidir. Bizi diğer varlıklardan ayıran en temel fark aklımız ve düşünme kabiliyetimiz diye bir algı var ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Belki de çiçekler, böcekler, evcil hayvanlarımız, kapıda duran anahtarlık bunların hepsinin aklı var ve düşünebiliyorlar. Bunu bilemeyiz çünkü bunu ifade edecek herhangibir girişimde bulunmadılar. Biz insan olarak düşündüğümüz ve bildiğimiz şeyleri paylaşmadığımızda ya da paylaşmamıza izin verilmediğinde bu varlıklarla aramızda pek bir fark kalmıyor. Toplumda var olabilmek için nefes almak yeterli değil. Baskı ve şiddet altında konuşamadığımız, ifade edemediğimiz her şey aslında içten içe bizden bir şeyler alıp götürüyor ve sonunda hiç olup gidiyoruz.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:55
“İnsan, önce zihnini inşa eder; sonra da o zihin, onun hayatını…” Kişisel gelişim denildiğinde akla gelen ilk eserlerden biri olan Bilinçaltının Gücü, yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmaya devam ediyor. Bunun en önemli sebebi, yalnızca “olumlu düşün” demekle yetinmeyip, düşüncelerimizin yaşamımız üzerindeki etkisini merkeze alan bir bakış açısı sunması. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en önemli soru ise şu oldu: Gerçekten hayatımızı değiştiren olaylar mı, yoksa o olaylara yüklediğimiz anlamlar mı? Joseph Murphy, insan zihnini iki katmanlı bir yapı olarak ele alıyor: bilinç ve bilinçaltı. Bilinç; karar veren, sorgulayan ve analiz eden tarafımızken, bilinçaltı ise sürekli tekrar edilen düşünceleri sorgulamadan kabul eden ve davranışlarımıza yön veren görünmez bir mekanizma olarak anlatılıyor. Yazarın en temel iddiası, hayatımızın büyük bölümünü aslında farkında olmadan bilinçaltımıza yerleştirdiğimiz inançların şekillendirdiğidir. Kitabın en dikkat çekici yönü, bilinçaltını bir “dilek kutusu” gibi değil, alışkanlıklarımızın ve düşünce kalıplarımızın deposu olarak ele almasıdır. Çocukluktan itibaren duyduğumuz sözler, yaşadığımız deneyimler, korkularımız ve kendimiz hakkında kurduğumuz cümleler zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelir. Murphy, bu kalıpların değiştirilebileceğini ve bunun da tekrar, olumlama ve zihinsel canlandırma yoluyla mümkün olduğunu savunuyor. Okurken sık sık psikolojiyle felsefenin iç içe geçtiğini hissettim. Kitapta verilen örneklerin büyük kısmı umut verici olsa da zaman zaman fazlasıyla iddialı bir noktaya ulaşıyor. Özellikle her sorunun yalnızca bilinçaltını yeniden programlayarak çözülebileceği düşüncesi, günümüz psikolojisinin ortaya koyduğu bilimsel verilerle tam olarak örtüşmüyor. İnsan hayatını yalnızca düşünceler değil; çevre,
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Diyojen Yayınları · 201918,5bin okunma
Hamnet
Puan vermedi·293 syf.·
2026 14. kitabı
Maggie O'Farrell'ın, Shakespeare’in adını bir kez bile geçirmeden eşinin dünyasını anlatan Hamnet, etkileyici bir roman. Kitap, hakkında orman cadısı efsaneleri dönen, insanların ellerine baktığında onlar hakkında bir şeyler gören/hisseden, bitkilerle karışımlar hazırlayıp insanları iyileştiren mistik bir karakter olan Agnes’in hikayesini anlatıyor. Aslında bir kadının yaşayabileceği birçok duyguyu; onun farklı oluşunu, insanlar tarafından sürekli dışlanmasını, aşkını, ailesini, çocuklarını, kayıplarını ve derin yalnızlığını Agnes’in hayatında görebiliyoruz. Roman, Agnes’in oğlu Hamnet’in kardeşiyle evde tekken kardeşinin hastalanması ve ona yardım etmeye çalışmasıyla vurucu bir başlangıç yapıyor. Biz de bir yandan Agnes’in geçmişini, bir yandan da Hamnet’in kardeşinin hastalanmasıyla başlayan bugünlerini anlatan, iki farklı zamanın iç içe geçtiği bir hikayeyi okuyoruz. Başlarda kitabın dilini pek sevemesem de karakterleri tanıyıp hikayenin içine girdikçe anlatım çok daha akıcı bir hale gelmeye başladı. Ancak kitabın ikinci yarısının ilk yarısına kıyasla biraz daha sönük kaldığını ve olayların bir anda hızlandığını düşünüyorum. Bir dönem hem kitabın hem de filminin sosyal medyada çok konuşulması üzerine, kitaptan sonra filmi de izlemek istedim. Fakat film, ne yazık ki zihnimde kurduğum dekorlardan çok farklıydı. Olaylar filmde aşırı hızlı işlenmişti; özellikle Agnes’in insanların eline bakınca gördüğü şeylerin sahneye dökülüşü bence çok sığ kalmıştı ve oluşturulan o hype sosyal medyanın abartısıydı. Kitabı okurken aslında kafamda çok daha sinematik bir film dönüyordu, adeta okurken bir film izliyor gibiydim. Yine de kitaptan bağımsız, büyük bir beklenti içine girmeden izlerseniz kendi içinde izlenebilir bir film ortaya çıkmış diyebilirim. Ama Agnes’in o mistik ve
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
“Geçmiş Hiçbir Zaman Tamamen Geçmez , Ruhlar Evi”
Puan vermedi·544 syf.·
2026 118. kitabı
Ruhlar Evi, büyülü gerçekçilik akımının en güçlü örneklerinden biri olarak Latin Amerika edebiyatında özel bir yere sahiptir. Isabel Allende, bu romanda bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı değişimi anlatırken aynı zamanda bir ülkenin politik ve toplumsal dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Roman, Trueba ailesinin hikâyesi üzerinden ilerler. Aile bireylerinin hayatları sadece kişisel kaderleriyle değil, aynı zamanda ülkenin siyasi çalkantılarıyla da iç içe geçmiştir. Güç, iktidar, aşk, şiddet, sınıf farklılıkları ve kadınların toplumdaki yeri romanın temel eksenleridir. Allende’nin anlatımında gerçek ile mistik olan iç içedir. Hayaletler, sezgiler ve kehanetler sıradan hayatın doğal bir parçası gibi sunuluyor . Bu durum romana hem büyülü hem de derin bir atmosfer kazandırıyor. Özellikle Clara karakteri, sezgileri ve ruhsal duyarlılığıyla ailenin manevi merkezi gibidir. Esteban Trueba ise güç ve otoriteyi temsil ederken; zamanla sertliği ve öfkesi hem ailesini hem de kendisini dönüştürüyor . Roman boyunca kuşaklar arası çatışma, kadınların direnci ve siyasi baskının birey üzerindeki etkisi güçlü bir şekilde işlenir. Allende, sadece bir aile hikâyesi anlatmıyor ; aynı zamanda bir toplumun hafızasını da yazıyor. Ruhlar Evi, hem duygusal hem de politik derinliği olan güçlü bir romandır. Büyülü gerçekçilik sayesinde sıradan hayat, olağanüstü bir anlatı evrenine dönüşüyor. Bana göre ; Romanın ana mesajı şudur: “Geçmiş, sadece hatırlanan bir şey değil; bugünü ve geleceği şekillendiren canlı bir hafızadır.” “Geçmiş tamamen geçmeyebilir; ancak şifalanabilir. Geçmişin sevgiyle, anlayışla ve huzurla dönüşmesini diliyorum.” Keyifli okumalar dilerim
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20181,615 okunma
Puan vermedi
Andromedaılı. // Nora Gülüm Erdinç // Aya Kitap Merhaba bu roman bilim kurgu olduğu gibi, bilinen bilinmeyenleri,evreni,dünya dışı yaşayan farklı formları,gizemi,belki de yıllardır bazı merak edilen şeyleri farklı bir bakış açısıyla okuyoruz. Tarih,mitoloji,zaman döngüsü,bilgiler,macera speritüel,astroloji seyahat,tekrarlanan ruyalarla dolu içeriği bulunduran bir kitapla karşınızdayım. Kitap antik Mısır döneminde Amunet ile başlayıp, 1947 yılında arkeolog Süreyya' ile devam ederken,2012'de psikolog Duru'yla noktalayacak olan bir gizem.Üç Kadın,üç farklı zaman dilimleri, üç farklı hayat.Fakat hepsinin ortak noktası,aynı kanı ve geni taşıyor.Amunet gördüğü rüyalar ve kendisine verilen görevi için uğraşır.Süreyya gördüğü gizemli rüyaların sayesinde Mısır'da birçok arkeolojik kazı yaparken en son Amunet'in mezarını bulur ve bazı gerçeklerle de karşılaşır.Burda olayın en önemli kilit noktasında Duru'nun rolü vardır.Çünkü Amunetle başlayan görev,Süreyya'nın öğrendiklerine muhafızlar etmesi,Duru ile bitiyor.Duru psikolog olmasına rağmen gördüğü rüyaları ve yaşadıklarını anlamlandıramaz.Zamanla gördüğü rüyalar ve karşısına çıkan,onun yol göstericisi Amunet olurken,bu arada Amunet'e yardım eden,dünya dışı bir varlıkla Süreyya'nın ile karşılaşması ve en son Duru'nun da karşılaşmasıyla yaşananlar merak uyandırıyor.Ayrıca okurken kısa araştırmalar yapıyoruz ve yeni bilgiler de edinmek keyfiyle.Kitap akıcı olduğu kadar,bazen iç içe olduğu için güzel bir okuma oldu.Farklı konularda deneyimler sunuyor.Her sayfasında acaba,neden,nasıl kim gibi soruları çok fazla soruyorsun.En çok da üç farklı zamanı çok güzel şekilde birbirine bağlanması hoşuma gitti. Acaba sonunda ne oldu ve görev neydi? Kitabı okurken beklemediğimiz dahil oluyor.Sizce kim
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202371 okunma