Daha iyi hissetmek istiyoruz,psikolojimizi buna uygun şekilde şartlara uyarlıyoruz.
Dışarıdaki dünyaya değiştirmekten ümidi iyiden iyiye kestiğimizde yoğun bir biçimde içe yöneliyor ve kendi ruhumuzun marangozuna soyunuyoruz.
İçe bakabilmek büyük meziyet ama sadece içe bakmak bir kusur.
“monachopsis”; içten içe fakat daimi olarak hissedilen bir yere ait olamama duygusu. Nereye gitmek istediğini bilememe, kendini hiçbir zaman evinde hissedememe durumu.
AYİN
(Ortada büyükçe bir ateş yakılmıştır. Ateş, karanlığı ikiye böler, boyu adam boyu kadardır. Ve zaman zaman kuş sesleri, böcek sesleri duyulur. Doğanın gecedeki sesleri...
(Ezidiler, ateşin çevresinde iç içe geçmiş üç daire halinde dönerek, ayinlerini tamamlamaktadırlar. Geride, boydan boya, Ezidilerce kutsal sayılan tavus kuşunun kanatlarından yapılma, fallik bir totem durmaktadır. Ve sanki bu ayini izlemektedir. Onun önünde, yüksekçe bir yerde, giysisine tüyler ve kemikler takmış ayin şeyhi, ayini ve kalabalığı yönetmektedir. Ateşin çevresindeki ilk halkayı oluşturan küçük çocuklar, etek- lerinden aldıkları tuzu avuç avuç ateşe atmaktadırlar. Kutsanan küçük çocukların çevresinde ise, genç kızlar ikinci daireyi halkalayarak dönerler; tavus kuşu tüylerinden yapılma giysi- leri; kollarında, boyunlarında süsleri-takıları; ayak bileklerinde halhalları; yüzlerinde dövmeleri; burunlarında hızmalarıyla genç kızlıklarını kutlar ve kutsarlar; çıplak ayaklarının altına serilmiş taze otları ezerler. Son olarak, onları da çevreleyen bir yetişkinler dairesi vardır. Yetişkinler birbirlerinin bellerinden tutmuşlardır; en kenetlenmiş, en sıkı daireyi onlar oluştururlar.