Bunu yazmak oldukça zor olacak gibi. Bilirsiniz, gerçekler her zaman zordur.
Şunu anlamak biraz fazla üzücü: Bu hikaye ne zamana ait olursa olsun, tamamen bizim içimizden. İnsanlığın sahip olduğu tüm o varoluşu yansıtıyor.
Başlarda gelen o ırkçılık göndermeleri, böyle mi desem bilmiyorum, ilk vuruş gibi şeylerdi. Kalbinizin bir yerlerinde bir rahatsızlık hissi bırakıyor.
Daha sonra kabullenmesi daha kolaylaşmış şeyler geliyor. Hırs, dedikodu derken açgözlülük uyanıyor. Bu kısmen daha basit. Çünkü bilirsiniz, insanlar...
Sonra her şey alevleniyor. Soluğunuz kesilmeye başlıyor çünkü o övüne övüne bahsettiğimiz insanlığı görüyoruz. Burası da sinirlendiğimiz yerler.
Korkuyoruz sonra. Her ihtimalden. Yolculuk kalbinizi tekletiyor.
Sonra durgunlaşıyorsunuz. İşte o an gözleriniz doluyor. Belki ağlıyorsunuz.
Kesinlikle iz bırakan bir eser, eğer az da olsa bir şeyler hissediyorsanız. Abartılmış olunabilir ama bu birkaç saatle bitirebileceğiniz bir kitap değil.