Bazı şarkılar sadece sözleriyle değil, ismiyle bile yaralayabiliyor. Mesela Fikret Kızılok'tan Ama Babacığım... Dinlerken ciğerimin sökülmesi bir yana, adını duyunca bile içim sıkışıyor. Babası olmayan ya da varlığını yokluğundan ayırt edemeyen insanlar için o kadar ağır ve yaralayıcı ki insan oturup hıçkırarak ağlamak istiyor. Yahut Tolgahan Tarıoğlu'ndan Unutmak İstiyorum. Evrenin en yaralayıcı şarkıcı. Herkes aşk şarkısı için dinlemez, bazı şarkılar ne için yazıldığından bağımsız sadece acılara dinlenir.
Bir sanatçının vefat eden dinleyicine yahut okuyucuna bir şeyler ithaf etmesi dünyanın en güzel vefa örneğidir. İçiniz sıkıştığında gökyüzünü göremiyorsanız bile şarkılar size sonsuz mavilik vaat eder. O maviliği gözünüzde karartabileceğiniz gibi bulutlarla da süsleyebilirsiniz. Seçim hakkı sizindir ve bu da bir yüktür aslında.
Bazı şarkılar da yüktür. Genç yaşta ölen ya da talihsiz bir kazada kaybedilen sanatçılar, onlardan arda kalan şarkılar ve bir daha asla yenilerini dinleyemeyeceğiniz, asla konsere gidemeyeceğiniz insanlar.
Şarkılar ve kitaplar, iz bırakmak için en iyi yoldaştır çünkü bir kitap binlerce kişiye ulaşabilir, bir cümle binlerce insanın kalbine, ruhuna dokunabilir; bir şarkı gece düşüncelerine eşlik edebilir, sesleri susturmak için açılabilir, belki bir kaçış belki de kurtuluş olarak görülebilir ve onlar okunup dinlendikçe kişi ölümsüz olur.
Ölümsüz olabilmek dileğiyle...