bir bakmışsın hayatta herkesi mutlu etmeye çalışan ,içinde kopan fırtınaları bir kostüm ardına saklayan ,yanlış tercihleriyle hayat tarafından kahkahayla karşılanan ve başkasına gösterdiği değeri geri alamayan palyaço günün sonunda herkese düşman olmuş.
Psikolojiye göre insanlar uzun süre stres ve belirsizlik içinde yaşadıklarında, bedenleri gelişmek için değil, hayatta kalmak için uyum sağlar. Bu yüzden sürekli gergin, tetikte ve yorgun hissedebilirler. Çünkü sinir sistemleri bir sonraki kötü şeye hazırlıklı olmaya alışmıştır. Bu yüzden hayat sakinleşse bile zihin tam olarak dinlenemez son zamanlarda herşeyi rahat bıraktım sonsuz güvenince birine insan kendini güvende hissediyor ve bu hissi yıllardır arıyormuşum sanki...
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı.
Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı.
Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Sustuğum şeyler var,
hiç konuşamadıklarım,
hiçbir zaman konuşamayacaklarım...
İçinde kaybolduğum şehirler var,
Boğulup kaldığım anlar...
Ulaşmaya çalıştıklarım,
Bir türlü bitmek bilmeyen,
bir sonu olmayan yollar var...
ben olduğum yere geldim,
kelimelerin çoğu kıfayetsiz kalır.
kalbim, aklım, ilmim ve bilimim, hepsiyle otturduk sohbet ettik bugün.
çünkü bazı insanlar konuşmaz sadece insanin içinde yankılanır
bazı cümleler duyulmaz, ruhun en sessiz yerine dokunur.
bugün anladim ki; yol dediğimiz şey varılacak yer değil, kendine doğru yürüyen bir hikayeymiş
bir fincan çayın buğusunda, bir satırı gölgesinde, bir dost sözün sıcaklığında yeniden buldum kendimi.
simdii içimde telaş değil huzur
soru değil tefekkür var:
ve
biliyorum insan bazen bir kitapta, bazen bir kalemde, bazen de güzel insanların yanında kendine kavuşur.
ne güzel rastlantı, ne güzel sohbet, ne güzeliz bıraktınız gönlümde....
Demeli..