Asırlar boyunca umutsuzluğumu acıyla karıştırmışım. En ağır acılarla bile birkaç yıl içinde baş edebilirler. Üstesinden gelmeseler bile birlikte yaşamayı öğrenirler. Bunu başka insanlara yatırım yaparak, dostluklar kurarak, aileleri sayesinde, bir şeyler öğrenip öğreterek sevgi yoluyla başarırlar.
Balzac'ın bir kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister, Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinde de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti, sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazıdır. Tanrım, ne istiyor bunlar? Yılda 100 pound, sevimli bir eş, bir düzine çocuk, dostlar için donatılmış güzel bir masa, Londra civarında, penceresi yeşil bir manzaraya bakan, küçük bir bahçe içinde bir kır evi ve bir avuç mutluluk. Onların ideali sıradan bir burjuva idealidir: Dickens'ta bununla yetinmek zorunludur.
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyacak
"Ölmek, sadece eskiyen ve artık taşınması zor olan bir giysiyi çıkarıp atmak gibidir. Önemli olan o giysinin içinde ne biriktirdiğindir. Doğada hiçbir şey kaybolmaz, sadece biçim değiştirir. Ağaç toprak olur, toprak yeni bir fidanı besler. Biz de öylece rüzgara, dağlara ve sevdiklerimizin ruhuna karışırız."
Çağımızın, içinde yaşadığımız zamanın fantastik, karanlık bir olayıyla karşı karşıyayız burada; çağımız ki, insanların yüreklerini bir şaşkınlıktır almış, kan "tazeleniyor" sözleri dillerden düşmez olmuş, bütün hayatın konfordan ibaret olduğu düşüncesi propaganda edilir olmuş!..
Sayfa 569 - İş Bankası Kültür Yayınları 43.Baskı Şubat 2024·Kitabı okuyor