Açıklık, dürüstlük, güven ve işbirliğinin düşük olduğu ortamlarda savunmacı tavır egemendir ve tartışmalar sonuç doğurmaz. Böyle bir ortamda bireyler kendi dediklerini yaptırmaya çalışır ve "haklı çıkma" gayreti içinde olur. Açıklık, dürüstlük, güven ve işbirliği orta düzeyde olduğunda saygılı iletişim, riyakâr saygıdan söz edilebilir. Bu durumda karşılıklı tavizler söz konusudur. "Doğru olmadığını biliyorum ama şimdi söyleyip ortalığı bulandırmayayım," görüşü hâkimdir. Bu bir anlamda "sessiz anlaşma”dır. "Sen benim sınırıma girme, ben de senin..." anlayışı Türkiye'de hem özel hem de kamu sektöründe çok yaygındır. Kibarlık maskesiyle kişiler, diğerlerini kendilerinden uzak tutar. Açıklık, dürüstlük, güven ve işbirliğinin yüksek olduğu ekiplerde ise işe ve fırsatlara dönük sinerjik ilişkiler kurulur. Uzlaşma, galip-galip ilişkisi bas-kındır. Bu tür gruplarda ilişki çatışması değil, iş çatışması yaşanır; bu da kurumun amaçlarını gerçekleştirmesine imkân verir.
Sayfa 209
demek bir kendimi alır yürürüm uçurum bu yerler bağdaş kurup otursam yerleri bu yerler bir kimse konuşmasa seyrelsem ve genişlese genişlese ova ayaklarım olmasa kurtulurum sanırdım yürüdüm sanrı içinde bir kırmızı demire vardım
Sayfa 17·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Arabadan çıkan yoğun duman gözlerimizi kör etti ve bir an içinde kocam köpeği dudaklarından öptü, bense devrilmiş bir ağaç kütüğünü öptüm.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Alıntı
"Nasıl bir şey aşk?" "Aşk, seni bir taş yapıp kuyuya atan kuvvet. Ne kuyunun dibini biliyorsun, ne de neden oraya atıldığını. Bildiğin tek şey, uçsuz bir karanlığın içinde nereye çarpacağını bilmeden, son sürat düşüyot olduğun..."
Sayfa 329
Biraz uzun bi alıntı ama okuyun
Başarı arzularıyla iradesinin zayıflığı arasındaki orantısızlığı acı acı hissetmemiş bir öğrenci var mıdır? Hocalarımız bize, özgürsünüz diyorlardı. Biz de umutsuzluk içinde bu beyanın yalan olduğunu hissediyorduk. Hiç kimse bize iradenin yavaş yavaş kullanıldığını öğretmiyor, hiç kimse nasıl kazanıldığını öğrenmeye akıl etmiyordu. Hiç kimse bizi bu mücadeleye hazırlamıyor, hiç kimse bizi desteklemiyor, biz de gayet doğal bir tepki ile Taine’in ve kadercilerin çocukça öğretilerini coşkuyla kabulleniyorduk; en azından onlar bizi de sel ediyor, mücadelenin Yararsızlığı karşısında tevekkül telkin ediyorlardı. Biz de tembelliklerimizi avutan bu öğretilerin yalanını hissetmemek için kendimizi uyuşturarak yoldan çıkarılmaz sakin sakin izin veriyorduk. 
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Bizi tekrardan kurtarabilecek tek şey , hakikatin, gerçeğin bütün sonuçlarıyla birlikte kabul edilmesidir. Anne babalarımızın bize ettiklerini mümkün olduğu kadar doğru bir şekilde anladıktan sonra, artık onların yanlışlarını tekrar etme tehlikesiyle karşı karşıya kalmayız. Aksi halde, yetişkin olmak ve kendi hayatımızı huzur içinde yaşamak istiyorsak, bizi istismar eden ebeveynlerimize duyduğumuz çocuksu bağı koparabileceğimiz ve aslında koparmamız gerektiği fikrine bütün gücümüzle direnir ve otomatik olarak yaşadıklarımızı tekrar ederiz.
Sayfa 148·Kitabı okuyor
Psikoloji