iclâl

iclâl
@iclal_ucma
göç içimizedir
Sonuç olarak, biz kendi rehberliğimize güvenemeyiz rehberimiz de kendi zatına güvenemez, hepimiz Allah'a güveniriz. Elimizden gelenin en iyisini yapip bir karara vardığımızda; "Lider benim, bu kararı ben verdim ve en iyi karar da bu" diyemeyiz. Hayır. Deriz ki; "Ya Rabbi, böyle bir karar verdim. Bu kararı hayırlı kıl, çünkü sadece beni değil bütün tebaamı etkileyecek. Bütün ailemi, her şeyi etkileyecek. Bu nedenle Allah'im onu hayır kıl. En iyisi nedir ben bilemiyorum. Tebaam bana güvendiler, çünkü onlar Sana güvenip dayanıyorlar." Allah Resulü'nün pek ince ve çok latif olan liderlik örneğidir bu.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Söyle bakalim ne düşünüyorsun?" diye sorup da ne derlerse desinler "Peki, Allah razı olsun" deme. Onların görüişlerine gerçek manada önem ver. "Ve şavirhim fi'l emr" "Fikirlerini aldiğin karara dahil et." Kimin görüşlerine önem ver diye emrediyor Allah? Seni hayal kırıklığına uğratan o insanların. Hayal edin, Ahzap Muharebesi üzerine bir toplantı yapılacak olduğunda Allah Resulü kendisini Uhud Muharebesinde hayal kırıklığına uğratan o insanları çağırıp diyor ki; "Nasil bir taktik gelistirmeliyiz diyorsunuz?" "Kim? Ne? Ben mi?! Benim fikrimi mi soruyorsunuz? En son her şeyi elime yüzüme bulaştırdım ben." "Hayır, senin fikrine ihtiyacım var, görüşlerin benim için değerli." O zaman ashabın elinden "'Bu insan Allah'ın elçisi olabilir ancak, çünkü kimsenin böyle büyük bir kalbi yoktur" diye düşünmekten başka bir sey gelmeyecektir. Bu kadar muazzam bir lütuf ancak Allah katından olabilir.
"Ey insanlar, Allah sizi affetsin!" demeyeceksin. Asla! Duanı tenhada, bir başına iken edeceksin. Herkesin içinde alenen edilen duanin insanları utandırmaktan başka bir fonksiyonu olmaz. Bu onları suçlamanın başka bir yolunu seçmek olur. Fakat tenhada kendi başına Allah'a yalvarırken, seni hayal kırıklığına uğratmış o insanlar için zaman ayırırsın.
Müslümanlar olarak sinirlenme hususunda üizerimize yok. Her sey bizi öfkelendiriyor. Bizi öfkelendirmesi gereken tek şey, Resul-i Ekrem'in müşfikliğinden, Allah kelamından ve duygularımızı kontrol etmekten ne kadar uzakta olduğumuzu fark etmek. Öfkelenecek biri varsa, o da kendimizdir, başkası değil.
Eger Hazreti Peygamber kaba davransaydı, sahabe Resulullah'tan kaçacakti, Allah yemin ediyor. Aslinda, kaba davranıyor olsaydi dahi Allah'in elçisi hala hakikati konuşuyor, Kur'an kendisine vahyediliyor, hala "la İlahe illallah" buyruğunca söz söylüyor ve öğretiyor olacaktı. Peygamberliğine dair delillerin bütünü mevcut olacaktı, bir tanesi hariç; "Yumuşaklıği" Allah diyor ki, sahabe icin bu kadarı bile yeterli olacaktı. Resul-i Ekrem uğruna canını feda etmek isteyen ve Allah`ın rızasını kazanmak için yanıp yaklan bu insanlarin hilm eksikliği nedeniyle kacip gitmis olacağını Allah haber veriyor. "Lenfeddu min havlik" ayetindeki "infidad" nedir peki? Arapça'da "infidad" bir kupa yahut bardağı elinizden düşürdüğünüzde onun tuzla buz olması, bardağın tüm parçalarinın da birbirinden uzaklaşması demektir. Olay niçin bu kelime kullanılarak tasvir ediliyor biliyor musunuz` "Senden kaçıp giderler" anlamında "Le ferru", yahut "Ya etrafindan kaçarlar" manasında "Le abaku min havlik" kullanılmamış. "Lenfeddu min havlik" denmiş. Niçin "infidad" kelimesi? Çünkü bir bardak tuzla buz olduğunda, onu tekrar geri yapıştıramazsın. Senden öyle bir kaçarlardı ki, bir daha asla geri gelmezlerdi; gelseler bile, hiçbir zaman mazideki birlik ve beraberliklerine ulaşamazlardi. Resulullah'a öğretilen liderlik dersi bu şekilde; "Lenfeddu min havlik" (Allah'in o hayret verici merhameti olmasaydı) sen onlara bu şekilde davranmaya güç yetiremezdin.