Tolstoy, genç bir kızın ağzından, yani birinci tekil şahıs, uzun bir hikaye yazmış, çok güzel. Kızın bir adama aşık olmasını, evlenmesini ve sonra kocası olan adamın yaşattığı hayal kırıklıklarını anlatıyor. Et yemeyerek peygamber olmaya çalışan ve bir ömür boyu karısıyla kavga eden o ak sakallı
kontun, kendisini genç bir kız yerine koyup, onun duygularını bu kadar iyi anlatabilmesi ilginçti doğrusu. Demek ki kendini genç bir kız gibi hissedebilmişti. Belki de edebiyatçılık, anlatmaktan çok, bir anlama uğraşına dayanıyordu.
"Kimse kimseyi bilemez. Çünkü herkesin anlattıklarının bir kısmı kurgudur, kiminde daha az, kiminde daha çok."
Şaşkmca "Bunun için mi bu kadar çok kitap okuyorsunuz?" diye sordu.
"Evet," dedim. "İnanın bana, hayatın tek gerçek yanı kurgudur.."