Mihail Bulgakov, Sovyetler Birliği’nin erken dönemindeki toplumsal mühendislik çabalarını ve yeni insan yaratma ütopyasını, tıp dünyasının sınırlarını zorlayan sarsıcı ve kara mizah dolu bir alegoriyle eleştiriyor. Dünya çapında dahi bir cerrah olan Profesör Filip Filipoviç Preobrajenski ile asistanı Doktor Bormental’in, sokaktan buldukları "Şarik" adlı sevimli ve uysal bir köpeğe, ölen bir holiganın hipofiz bezini ve erbezlerini nakletmesiyle başlayan bilimsel bir deneyi konu alıyor.
Ancak bu sıra dışı deney, tıp tarihine geçecek bir başarı olmak yerine, adım adım tam bir toplumsal felakete dönüşüyor. Şarik, evrimleşip insana (Şarikov’a) dönüştükçe, içinden çıktığı proleter sistemin en kaba, en arsız ve manipülatif yanlarını kuşanıyor; evdeki düzeni, bürokrasiyi arkasına alarak cehenneme çeviriyor. Bulgakov, bir köpeğin insanlaşma sürecindeki o trajikomik grotesk hikaye üzerinden, doğaya ve insan yapısına dışarıdan yapılan zorlama müdahalelerin ne denli tehlikeli olabileceğini fısıldıyor.
*Köpek Kalbi*; dönemin Sovyet rejimine, bürokratik yozlaşmaya ve "ideal toplum" yaratma hırsına fırlatılmış en keskin, en zeki edebi oklardan biridir. İnsanlığın, medeniyetin ve içimizdeki o evcilleşmeyen vahşi yanların sınırlarını sorgulayan, her döneme hitap eden dâhiyane bir siyasi hiciv başyapıtı.