Kalplerimizdeki sevgi olmasa, dünyanın ne anlamı olurdu? Işıksız olsa, sihirli bir fenerin ne anlamı kalır? İçindeki alevi tutuşturmalısın ki beyaz duvarlar aydınlansın.
Birbirimizi mutlu edemediğimiz yetmiyormuş gibi, bir de başkasının mutluluğuna engel olmak da neyin nesi? Bana tek bir kişi gösterin ki, huzursuzluğunu kendisine saklayıp, çevresindekilerin huzurunu kaçırmasın. Öyle biri yok! Bu huysuzluk, saçma bir gururun neden olduğu kıskançlığın eşlik ettiği içsel bir mutsuzluktan kaynaklanıyor. Bizim aksimize mutlu olan insanlar görüp buna katlanamıyoruz.
Ruhlarımızın önüne serilen engin bir loşluk, zihinlerimizin algıları, görüşümüz kadar çapraşık. Tüm benliğimizi tek bir muhteşem duyguyla dolması için teslim etmeyi coşkuyla arzuluyoruz.
Biz de her halükârda hiçbir zorunluluk ve pişmanlık hissetmeden, neşede bile mutsuz hatıraların olabileceği, keyif veren hatıraların da bazen acı verebileceğinin bilinciyle hayatta kalmayı umarız.