sonunda bu kitabın yorumunu yazıyorum. size yalnızlığı, yalnız sanatçıları ve yalnız olmanın psikolojisine dair bir sürü şey öğretecek içi dopdolu bir kitap.
new york'ta yalnızlıkla bağdaşmış sanatçıları, sanatlarını ve psikolojilerini çok iyi anlatan bir anı - deneme yazmış olivia laing. konuya dair araştırma hevesine ve çabalarına da ayrıca hayran kaldım!
8 kısımdan oluşuyor, 4 farklı sanatçı üzerine yoğunlaşıyor. ilki, belki sadece ilgilisinin bildiği ünlü ressamlardan, edward hopper. gece kuşları resmiyle tanıyabileceğiniz, yalnızlığı (bireyselleşme), new york gibi büyük bir şehirde yalnız kalmasının getirdikleriyle neredeyse bütün çalışmalarına işlemiş. olivia'nın hopper'ın eserlerini uzun uzun anlattığı kısımlarda görsellere yer verilmemesine başta kızsam da okuyucuyu araştırmaya ittiğini fark ettiğimde hoşuma gitti.
hopper'ın ardından beni çok etkileyen, popart'ın en bilinen ismi andy warhol'u bize tanıtıyor yazar ve bir röportajından bahsediyor. röportajı izlediğimde warhol ile birçok noktada özdeş olduğumuzu gördüm. warhol ile ilgili olan kısım sanırım en çok hoşuma giden oldu, yalnız birinin sanatına bu kadar yakından bakabilmek iyi hissettirdi. warhol'u tanırken, ayrılıkçı feminist yazar valerie solanas ile de tanışıyoruz ve bu isim bende stigmatizasyonun en derin örneklerinden biri olup kalıyor.
kitapta yer verilen son bahsetmek istediğim kişi henry darger. kendisi hakkında çok iyi görüşler yok yine de sanatına göz atmanızı tavsiye ederim, bambaşka bir dünyada yaşayan biriymiş o. kendisi 50-60 sene kadar hademelik yapmış resmen bir kutuda yaşayan, kelimenin tam anlamıyla doğduğundan beri yalnız olan bir adam. kimsenin görmediği, kimsenin okumadığı sayfalarca şey yaratmış. abartmıyorum 15.000 sayfa yazmış ve kimse okumamış. taylor'ın da dediği gibi.. şov
Yalnız ŞehirOlivia Laing · İthaki Yayınları · 201841 okunma
yalnız şehir'i çok erken yargılamışım.. başıma ne geliyorsa hep ön yargılarımdan!! internet yazısı dediğim için özür dilerim. biter bitmez yorum gireceğim