sayfa 351, rosie will’e “ben yarım kalmış bir insanım” diyor. eğer yarım kalmış bir ikili ilişkinin herhangi bir tarafı olduysanız bu hissin ağırlığını çok iyi biliyorsunuz. “dünyadaki her şeyi
jane eyre. bu kez brontë kardeşlerin charlotte’u ile tanıştım. 19. yüzyıl ingiliz edebiyatına iyi yer edinmiş zengin ailelerin tutturduğu “balo-misafir” kültürü, victoria dönemi sınıf sorunları, eş
kefaret: “örtmek, gizlemek, inkâr etmek, telafi etmek”
kitabı çok uzun zamandır okumak istiyordum, filmi de aynı şekilde merak ediyordum ama okumadan izlemeyi hiç istemedim. önce filmi seyretseydim
daha beş dakika önce tanışıp sohbet ettiğimiz kişinin adını, bir hafta önce okuduğumuz kitapların sonunu, yıllar önceki karşı komşumuzun görünüşünü ve yaşadığımız diğer anlardaki en basit detayları
uzun zaman sonra yazmak da böyle bir kitabı yorumlamak kadar yabancı ve uzak. ve bir aşamada içi hep boş, bir yerleri eksik kalacak hissi yine kafamda. sanırım sadece yazdığımda değil okuduğumda ve